Kendinizi Sevin ve İstediğiniz Gibi Sevileceksiniz

Değerinizi başkaları tarafından ne kadar sevildiğinizle ölçme hatası yapmak, çoğu kez hayal kırıklığına yol açar.

Bunun anlamı şudur: eğer acı ve manipülasyondan beslenen yalandan bir aşk veya şefkat gördüyseniz, sonunda sevilmeyi hak etmediğinizi düşünebilirsiniz.

Bunlar kimsenin bizi hazırlamadığı çok karmaşık ve yıkıcı durumlardır.

Aslında, işin komik yanı da şu: çocuklarımıza dünya başkentlerinin nerede olduğunu öğretiyoruz ama kendini sevme pratiğinden bahsetmiyoruz.

Diğer deyişle, onlara olağanüstü varlıklar olduklarını, sandıklarından çok daha fazlasını hak ettiklerini öğretmiyoruz.

Bu nedenle, bugünkü makalemizde konumuz kendini sevmek. Özellikle de kendini sevme pratiğini nasıl uygulayabileceğinizi ve bu tür stratejileri çocuklara nasıl öğreteceğimizi konuşacağız. 

Kendinizi sevin, çünkü hayatınızda ilginizi sizden daha fazla hak eden biri yok

Toplum genelde bize sonunda iki uçlu bir kılıca dönüşebilecek bir erdem öğretir: kendini sevme. İnsanın aynadaki yansımasını sevmesi bazen bencil bir tavır olarak görülür.

Bize minnettar olmamız gerektiğini, bir odaya girmeden önce diğerlerine yol vermemiz gerektiğini, komşulara yardım etmemiz gerektiğini ve sevdiklerimize her şeyi vermemiz gerektiğini söylüyorlar.

Tüm bunların uygulamayı bırakmamamız gereken onurlu hareketler oldukları doğrudur. Ancak, kendimize bütünlüğü, kendini sevmeyi ve özgüveni de öğretmeliyiz. 

Kendinizi dışarıdan aldığınız şeyler üzerinden değerlendirmeyin

Bir çocuğun okulda zorbalığa uğradığını düşünün. Şimdi bir çocuğun her zaman evde yalnız olduğunu düşünün. Bu çocuk anne babasından yeterince ilgi ve şefkat görmüyor.

Şimdi ise, aynı çocuğu bir yetişkin olarak hayal edin. Onun duygusal olarak mutlu olduğu, olgun ve insanı zenginleştiren ilişkiler yaşamaya çalıştığını hayal edin. Eğer bunu başaramazsa, durumu muhtemelen sevilmeyi hak etmeyen bir insan olduğunu düşünmesi ile sonuçlanacaktır.

kadinn

Bu kulağa çok katı ve ağır gelse de, bir çok insan bunu her gün deneyimliyor.

Travmatik bir çocukluk geçirmek, illa ki olumsuz duygusal ilişkiler yaşayacağımız anlamına gelmiyor. Ancak gelecek ilişkilerimizin kalitesini belirlerken bu faktör oldukça ağır basıyor.

  • Değerimizi aldığımız şeyler üzerinden ölçmemeliyiz.
  • Her gün kendinizi hak ettiğiniz kadar sevin ve diğerlerinin size beklediğiniz şeyleri vermesi için beklemeyin. 
  • Hareket ve düşünceleriniz için sürekli onay aramayın. Siz, kendi kendinizin yargıcısınız. Evet, gerçekleştirmeye karar verdiğiniz her eyleme yaşam ve destek vermesi, çaba harcaması gereken kişi sizsiniz.
  • Eğer çocukluk veya ergenlik yıllarınız hayatınızın en mutlu zamanları değilse, geçmişle şimdiyi birbirinden ayırmaya çalışın. Sağlıklı, istikrarlı ve sevecen bir sevgi olmadan büyümenin ne demek olduğunu zaten biliyorsunuz, bu yüzden bunu geçmişte bırakın.
  • Kendinizi sevmeyi öğrenerek yaralarınızı iyileştirin. Kendinizi şımartın ve size zarar verebilecek şeylere karşı koruyun. Ama aynı zamanda, her gün daha iyi olmak, mutlu ve tatmin olmuş hissetmek için, yeni umutlara açılan yollara girin.

Hak ettiğiniz şeyi kendinize çekin.

Bazı insanların size verdiğinden çok daha fazlasını hak ediyorsunuz

Bazen insanlardan vazgeçmiyoruz. Bir ilişkide mutlu olmasak da, “hayat bu, daha iyisini bulamayacağım. Bu durum, yalnız olmaktan çok daha iyi” diye düşünüp kendimizi telkin ediyoruz.

  • Bunu istesek de istemesek de, duygusal durgunluk benlik saygımızı zayıflatan bu örtülü ve incinmiş acıya yapışır. 

Ne yazık ki, boşluğa, pişmanlıklara, sıkıntıya ve hatta mutsuzluğa alışırız. Bu çok tehlikeli bir şeydir, çünkü yenilmişlik hayatımıza sızmaya başlar.

kadin

Bazı insanların size verdiğinden çok daha fazlasını hak ediyorsunuz. Buna ister inanın, ister inanmayın, bunun nedeni başkalarını nasıl seveceğini bilmeyen ve karşılıklılığın ne olduğunu anlamayan insanlardır; oysa bu iki kavram samimi sevginin iki temel taşıdır.

Bu tür bir insan ilişkiye göz yaşı yerine kahkaha getirme konusunda endişelenmez ve bunun için çabalamaz.

  • Bu tür ilişkilere karışmamalısınız. Aşk üzüntü değil sevinç getirmelidir. Cesur olun ve yaşadığınız acıyı geride bırakarak bütünlüğünüze kavuşun.
  • Bütünlük, hak ettiklerimiz, hissettiklerimiz ve gündelik eylemlerimiz arasında bir bağ kurmaktır. Diğer bir deyişler, kalp, zihin ve eylem arasındaki dengedir.
  • Gerçekten kendinizi sevilmeyi hak ettiğiniz gibi sevmelisiniz. Bunun için bir süre yalnız kalmanız da gerekebilir. Bu seçenek bize acı çektiren biriyle yaşamaktan çok daha iyidir.

Siz bu hayatta en harika şeyleri hak eden birisiniz. Bunun için savaşın, kendiniz için savaşın ve sevdikleriniz için savaşın!