Koronavirüs Hakkındaki Yaygın Efsaneler

27 Mart, 2020
Koronavirüs hakkında etrafa yayılmakta olan birçok efsane bulunmaktadır ve bunlar özellikle de sosyal ağlar aracılığı ile yayılmaktadır. Dünya son derece ciddi bir durum ile karşı karşıya ve güvenilen kaynaklardan gelmeyen bilgilere dikkat etmek ya da inanmak için doğru zaman bu değil.

COVID-19 ile birlikte, birçok efsane de ortaya çıktı. Özellikle sosyal ağlar, özellikle de hastalık için olası tedaviler ya da salgının kapsamı ve tehlikeleri ile ilgili yalan haberler ile dolu. Koronavirüs hakkındaki tüm bu efsaneler zararlı şeyler çünkü kafa karışıklığı yaratıyorlar ve insanları eninde sonunda riskli ya da yararsız olan şeyler uygulamaya itiyorlar. Bundan dolayı ilk önerimiz yanlış anlaşılmaları engelleyebilmek için sadece yetkili ve güvenilir olan kaynaklara başvurmaktır.

Salgında olan şeyler büyük ölçüde sizin bu şeyleri akıllıca ele almanıza bağlı şekilde gelişecektir. Bunu yapabilmek için en iyi yol kaliteli bilgiler almak ve sağlık otoritelerinin önerilerini takip etmektir. Aşağıda koronavirüs hakkındaki, çürütmemiz gereken bazı efsaneleri bulabilirsiniz.

Koronavirüs Hakkındaki Yaygın Efsaneler

Efsane: Koronavirüs tarihteki en ciddi hastalıklardan biridir

Bu hastalığın medyada büyük bir yer kaplamış olması dolayısıyla insanlar bunun dünya tarihindeki en kötü salgın olduğuna inanmaya başlıyorlar ancak bu doğru değil. Koronavirüsü bu kadar tehlikeli yapan şey ölümcüllüğü değil, son derece bulaşıcı olması.

Alarm çanlarının çalmasına sebep olmuş bir diğer faktör de bu virüsün yeni, dolayısıyla da bilinmez olmasıdır. Uzmanlar da koronavirüs hakkında çok fazla şey bilmedikleri için virüsün nasıl hareket edeceğini tahmin etmek mümkün değil. Ancak zaman geçtikçe uzmanlar henüz bilinmeyen verilere de erişebilir.

Şu anda, WHO’ya göre bu hastalığın ölüm oranı ortalama %3.4 civarında seyretmektedir. Bu da demek oluyor ki enfeksiyonu kapan her yüz insandan üçü ölüyor. Ölüme yol açan her hastalık bir endişe sebebi olmalıdır, ancak bu durumda ölümcül sonuçlar sadece bir azınlığı kapsamaktadır.

Yüzüne maske takmış olan bir adam.

Koronavirüs ile ilgili birçok efsane dolaşmakta, ki bu da salgının kontrol edilmesini zorlaştırıyor.

Okumaya devam edin: Koronavirüs Bulaşmasını Engellemek İçin Neler Yapmalıyız?

Efsane: Bu sadece yaygın bir grip

Spektrumun diğer ucunda ise salgının tehlikelerini küçümseyen insanlar var. Hastalığın vakaların %80’inde sadece hafif semptomlara neden olduğu doğrudur. Ancak bunun hayati organlar olan akciğerleri etkileyen bir hastalık olduğu da doğrudur.

Aynı şekilde, virüsün nasıl hareket ettiği de hala belirsizdir. Uzmanlar da değişip değişemeyeceğinden emin değildir. Kısaca, henüz tam olarak bilmediğimiz bir tehdit ile yüz yüzeyiz. Bundan dolayı, böyle bir durumda yapılabilecek tek zekice şey çok dikkatli olmak ve riskleri hafife almaktan kaçınmaktır.

Dahası, daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi bu spesifik virüs son derece bulaşıcıdır. Eğer enfeksiyon sayısı artış gösterse ölüm sayıları da artacaktır, çünkü virüsün en savunmasız insanlara – çok küçük çocuklar, yaşlı yetişkinler ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler de dahil olmak üzere – ulaşma riski artar.

Bu yazımızda daha fazla bilgi bulabilirsiniz: COVID-19 için İlaç Geliştirilme Aşamasında

Koronavirüs İle İlgili Ev İlaçları ve Efsaneler

Koronavirüs ile ilgili efsanelerin birçoğu hastalığı durdurabilecek ya da iyileştirebilecek bazı ev yapımı ilaçlar hakkındadır. Bu açıdan, bu durumda evde yapılan bu tür ilaçların etkinliği ile ilgili herhangi bir bilimsel kanıt bulunmadığını belirtmeliyiz.

Örneğin, sarımsağın enfeksiyonu durdurabileceği söylenmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu bitkinin bazı antimikrobiyal özelliklere sahip olduğunu belirtmiş olsa da doğrusu şudur ki sarımsağın k0ronavirüs karşısında etkili olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Aynı şey kolloidal gümüş ve “mucizevi” mineral destekleri için de geçerlidir.

Günümüzde koronavirüs tedavisi için evde yapılan ilaçları bir kenara bırakalım, herhangi bir ilaç yoktur. Kendi kendinize ilaç kullanmaktan kaçınmanızı söylememize gerek bile yok, çünkü bu COVID-19’un semptomlarını maskeleyebilir ve daha fazla sağlık riskinin ortaya çıkmasına yol açabilir.

Elinde sarımsak tutan bir kadın.

Sarımsağın koronavirüs ile savaşabileceği sadece bir efsanedir. Bu iddiayı destekleyebilecek herhangi bir kanıt yoktur.

Hijyen koronavirüs hakkındaki bir efsane değildir…

Son olarak, ellerinizi sık sık yıkamanın ve antibakteriyal jel kullanmanın enfeksiyon riskini azaltan önlemler oldukları kanıtlanmıştır. Ellerinizi yıkamanın virüse yakalanma riskinizi %50’ye kadar azalttığı tahmin edilmektedir. Ancak en etkili önlem insanlar ile etkileşiminizi minimuma indirmek ve eğer virüse maruz kaldığınızdan şüpheleniyorsanız kendinizi karantinaya almaktır.

…Ancak güçlü dezenfektanlara duyulan ihtiyaç bir efsanedir

Ancak, enfeksiyondan kaçınma ihtimalinizi arttırmak için ellerinize evler için kullanılan dezenfektanlardan uygulamanız gerektiği doğru değildir. Ayrıca yüz maskelerinin virüsün girişini engellemesi de doğru değildir. COVID-19 objelerde sadece birkaç saat boyunca hayatta kalır, bundan dolayı bu yol ile enfekte olmak zordur.

Ancak, birçok insanın dokunduğu objelere dokunduktan sonra ellerinizi yıkamanız her zaman tavsiye edilir.