Düşük Karbonhidratlı Diyetler, Zihinsel Performans ve Duygular

12 Mayıs, 2020
Düşük karbonhidratlı diyetler çoğu kişinin kullandığı bir beslenme stratejisidir. Fakat bu diyetlerin zihinsel ve duygusal etkilerini de göz önünde bulundurmakta fayda var. Bu yazımızda keşfedin!

Düşük karbonhidratlı diyetler, kilo verme ve beslenme ile ilgili herkes tarafından iyi bilinen, fiziksel sonuçlarını görebildiğimiz diyetlerdir. Peki bunun bilişsel ve duygusal açıdan sizi nasıl etkilediğini biliyor musunuz? Uzun vadede bu diyet gerçekten sürdürülebilir mi?

Vücut glikozu karbonhidrat, yağ ve proteinden, yani herhangi bir makro besinden alabilir. Fakat karbonhidrat kullanılmadığında, verimlilik çok daha düşük olacaktır ve bunun beyin fonksiyonu açısından negatif sonuçları olabilir.

Düşük Karbonhidratlı Diyetler

“Düşük karbonhidratlı diyet”, kişinin toplam enerjisinin %30’undan azını karbonhidratlar bakımından zengin yiyeceklerden alması demektir. Son zamanlarda, kilo vermek için en yaygın kullanılan stratejilerden biri haline gelmiştir. Obeziteye karşı yaygın olarak kullanımının nedeni, karbonhidratların vücuttaki yağ birikiminde büyük bir rol oynamasıdır. Bununla birlikte, karbonhidratı yasaklamak yerine, tüketimini azaltmaya ve glisemik indeksi ayarlamaya çalışan başka çözümler de vardır.

Bu yazımızı da okuyun: Karbonhidrat Tüketiminizi Azaltmanın Altı Püf Noktası

Düşük Karbonhidratlı Diyetler ve Zihinsel Performans

İnsan beyni, vücudun toplam ağırlığının sadece %2’si olsa da, günde harcadığımız enerjinin %20-30’unu harcar. Daha yüksek enerji verimliliği nedeniyle, temel enerji kaynağını karbonhidrat olarak kullanan, talepkar bir organdır.

düşük karbonhidratlı diyet
Beyin, karmaşık yapısının bir sonucu olarak, insan vücudunun en talepkar organıdır.

Bu sebepten, birçok araştırma, düşük karbonhidratlı diyetlerin öğrenme, dikkat ve hafıza ile bağlantılı bilişsel görevlerin performansını negatif olarak etkilediği sonucuna varmıştır. Ancak, bunun sadece kısa vadede gerçekleştiği görülmüştür. Yine de, bu tip bir diyeti pek çok insanın uzun süre takip edemeyeceği de açıktır.

Uzun vadede, karbonhidrat yememek bir yaşam stili haline geldiğinde, amino asitlerden, proteinlerin yapısal biriminden ve yağ asitlerinden daha verimli bir şekilde enerji üretmek için bazı adaptasyonlar meydana geliyor gibi görünüyor. Bu nedenle, uzun vadeli çalışmaların çoğunda bozulmuş bilişsel işlev görülmemiştir.

Diğer bir yandan, önceden bilişsel bozukluğa sahip olan kişiler hakkında konuşursak, düşük karbonhidratlı diyetlerin faydalı olabileceği görülmektedir. Örneğin, Alzheimer hastalarının beyninin glikozu enerji kaynağı olarak kullanma yeteneğini kaybetmesi bilişsel zararı daha da artırmaktadır. Fakat en azından bu hastalığın erken safhalarında, hastanın beyni enerji için, yağ asitlerinin hareketi ve parçalanması sonucu ortaya çıkan keton cisimlerini kullanabilir.

Yani, düşük karbonhidratlı diyetler, hafif seviyede bilişsel bozukluğa sahip birinin bilişsel fonksiyonunu artırıyor gibi görünüyor. Alzheimer Hastalığı Dergisi (Journal of Alzheimer Disease) tarafından 2019 Nisan’da yayınlanan bir ön klinik araştırmanın sonuçları bunu göstermektedir. Bununla birlikte, bu diyet kurallarının uzun süreli olarak sürdürülmesi zordur.

 Bu yazımızı da keşfedin: Mikrobiyotanın Erişebildiği Karbonhidratlar (MACler)

Duygusal Seviyede Neler Olur?

Bu durumda tam tersi olur. Düşük karbonhidratlı diyetler duygusal durumu kısa vadede değil, uzun vadede negatif olarak etkiler. Beyinde serotonin seviyelerinin düşmesi ile sonuçlanır.

Yani, düşük enerji seviyeleri, şeker arzusu ve mutsuzluk görülebilir ve hatta durum depresyona kadar ilerleyebilir. 

beynin olduğu yerde sağlıklı besinler görseli
Karbonhidratlar beyindeki serotonin seviyelerini artırırken, protein ve yağ düşürür.

Düşük Karbonhidratlı Diyetlerin Uygulanabilirliği

Son olarak, kişilerin düşük karbonhidratlı diyetlere bağlı kalmayı zor bulduğunu belirtmek önemlidir. Bunun çeşitli sebepleri vardır:

  1. Karbonhidrat tüketmemek kurulmuş sosyal model ile örtüşmez. Batı kültüründe tahıllar, meyveler ve sebzeler temel gıda maddeleridir. Bu yüzden, onları tüketmemek zor olabilir ve diyet başarılı bir şekilde uygulanamayabilir. İnsanlar için yiyeceğin, düşük karbonhidratlı diyetlerin sağlayamayacağı bir sosyal fonksiyonu vardır.
  2. Karbonhidrat alımınızı sınırlamak aynı zamanda erişilebilir gıdaları da sınırlamak demektir. Bu diyetler o kadar katıdır ki, genellikle kişiler monoton ve sürdürülemez kurallara takılı kalır.
  3. Üstte de bahsettiğimiz gibi, düşük karbonhidratlı diyetler ruh halinizi etkileyebilir. Ayrıca insanların bazen duygularını düzenlemek için gıdaya ihtiyacı vardır ve bu çeşit bir diyet ile bu imkansızdır.

Sonuç olarak, istisnai durumlar dışında ve teorik fiziksel faydaları haricinde, düşük karbonhidratlı diyetler pek de sağlıklı bir alternatif gibi görünmüyor. Kısa vadede zihinsel performansı düşürür, duygusal durumu negatif olarak etkiler ve takip etmesi de çok zordur. Kısıtlayıcı diyetlerden uzak durup, sağlıklı beslenme düşüncesini benimsemek daha iyi bir fikirdir. Ayrıca unutmayın ki, alacağınız faydalardan ziyade en iyi “diyet” uygulayabileceğiniz diyettir.