Düşük Doz Aspirin: Genel Bilgiler ve Kullanımı

19 Temmuz, 2020
Kişi kalp krizi geçirdiği zaman, tıbbi uzmanlar genelde hastaya düşük doz aspirin reçete eder. Bu şekilde kalp krizinin tekrar etmesini önlemeyi amaçlarlar. Bu ilaç kanı daha sıvı hale getirir ve pıhtılaşmasını önler.

Düşük doz aspirin, asetilsalisilik asidin aktif maddesinin adıdır. Bu nedenle düşük doz aspirin aslında normal doz aspirin ile aynıdır; ancak daha düşük bir dozdadır (100 veya 300 mg). Bu anti-enflamatuvar ve analjezik maddenin normal doz versiyonunda ise 500 mg asetilsalisilik asit bulunur.

Aspirin hakkında bazı bilgiler

Yirminci yüzyılın büyük bir kısmında, asetilsalisilik asit analjezik ve anti-enflamatuvar olarak kullanıldı. Bununla birlikte, 1980’den günümüze, kalp problemleri yaşayan hastalar aspirinin antiplatelet (kandaki trombosit sayısını azaltıcı ilaçlardır) etkisinden faydalanıyor. Sonuç olarak doktorlar bu ilacı sadece bu amaç için giderek daha fazla kullanmaya başladı.

Aspirin, kalp krizi geçiren veya beyin damarlarında problem yaşayan hastalar için çok yararlıdır. Çünkü düşük doz aspirin trombosit (pıhtılaşma) fonksiyonunu önleyebilir. Trombositler, diğer bileşenlerle birlikte kan pıhtılarının oluşumuna katkıda bulunan moleküllerdir. Bu nedenle trombositler, koroner kalp hastalığının gelişmesinden kısmen sorumludur denilebilir. 

Son zamanlarda yapılan çalışmalar asetilsalisilik asit ile uzun süreli tedavinin (10 yıldan daha fazla) kolon kanseri riskini önemli ölçüde azaltabileceğini göstermiştir. Bu aktif maddenin kanser hücrelerinin büyümesini önlediği zaten bilinmekteydi.

Düşük doz aspirin, birden çok alanda kullanılması nedeniyle birçok ülkede en çok satan ilaçlardan biri olmuştur. Bu durum bazı ülkelerde arz eksikliğine bile yol açmıştır.

Kalp krizi neden kaynaklanır?

kalp ritmini gösteren görsel

Düşük doz aspirin miyokard enfarktüsü riskini azaltabilir. Akut miyokard enfarktüsü veya kalp krizi, koroner arterin kan pıhtısı ile tıkanması sonucu ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Başka bir deyişle, kalbe ulaşması beklenen kan dolaşımı, farklı maddelerden oluşan bir ‘tıkaçla’ bloke olur.

Sonuç olarak, bu tıkaç normal kan geçişini kesintiye uğratır ve gerekli miktarlardaki kan kalbe ulaşamaz. Ne yazık ki bu tür bir olay ölüme yol açabilir. Aynı durum, beyne giden damarlarda tıkanmaya veya felç adı verilen (beyni besleyen arterler ve damarlarda tıkanma) hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir.

Kalp krizi beklenmediktir ve herhangi bir zamanda olabilir. Bununla birlikte, risk faktörlerine sahip olan kişilerde ve benzer bir sorunu daha önce yaşayanlarda belirgin şekilde daha sık görülür.

Kalp krizinin en karakteristik semptomları:

  • 20 dakikadan fazla göğüs ağrısı
  • Yorgunluk
  • Soğuk ter
  • Baş dönmesi
  • Anksiyete

Miyokard enfarktüsü geçiren kişinin en kısa zamanda hastaneye gitmesi ve semptomların başlamasından sonra geçen bir saat içinde tıbbi yardım alması oldukça önemlidir.

Bir kişi böyle bir durumdan muzdaripse, doktoru tekrar etmesini önlemek için genellikle düşük doz aspirin ile tedaviye başlar. Aslında bu ilaç kanı daha sıvı hale getirmeye yardımcı olur ve bu pıhtıların kalp krizine neden olmasını önler.

Bu yazı ilginizi çekebilir: Kıyafetleri Beyazlatmak Ve Lekeleri Çıkarmak İçin Aspirin

Düşük doz aspirin vücudu nasıl etkiler?

kırmızı kan pıhtısı görseli ve düşük doz aspirin

Asetilsalisilik asit, prostaglandinlerin sentezine müdahale eder; başka bir deyişle, siklooksijenazı geri döndürülemez şekilde inhibe eder. Bu enzim vücutta iki farklı formda bulunur: siklooksijenaz 1 (COX-1) ve siklooksijenaz 2 (COX-2). İkincisi sadece beyinde bulunurken, COX-1 neredeyse tüm vücut dokularında bulunur.

Düşük doz aspirin, COX-1 üzerinde çalışır ve COX-1 damarlarda daralmaya da neden olan tromboksan A2’yi üretir. Bu bahsedilen etki, anti-enflamatuvar ve analjezik etki için gerekli olandan daha düşük dozlarda ortaya çıkar. Bu nedenle düşük doz aspirinin içindeki asetilsalisilik asit dozu, normal doz aspirinin içinde bulunan 500 mg yerine 100 veya 300 mg’dır. 

Asetilsalisik asit, bu enzimleri engelleyerek kanama süresini arttırırken aynı zamanda trombosit (pıhtılaşma hücreleri) aktivasyonunu da azaltır.

Bu ilaç trombin kaynaklı trombosit aktivasyonunu etkilemez. Bununla birlikte, doktorlar koroner kalp hastalığına sahip ve anjina pektoris (göğüs ağrısı) geçiren hastaların bu ilacı almasını önermektedir.

Bu yazı hoşunuza gidebilir: Aspirinin Faydaları, Çeşitleri ve Yan Etkileri

Sonuç olarak

Düşük doz aspirin, miyokardiyal ve serebrovasküler enfarktüsün (kalp krizi ve inme) önlenmesi için yaygın olarak kullanılan bir ilaçtır. 100 mg veya 300 mg’dan farklı dozlarda içinde asetilsalisilik asit içerir.

Her zaman doktorunuzun talimatlarına uymalı ve aldığınız dozu değiştirmemelisiniz. Bu ilacın diğer ilaçlar gibi istenmeyen yan etkileri olabilir. Ayrıca tavsiye edilen şekilde kullanmazsanız, ilaç işe yaramayabilir. Sonuç olarak, başka bir kalp krizi geçirme riskinizi artırabilirsiniz. Bu ilaç ve kullanımı hakkında herhangi bir sorunuz varsa mutlaka bir uzmana danışın.

  • Rohlfs, I., García, M. del M., Gavaldà, L., Medrano, M. J., Juvinyà, D., Baltasar, A., … Muñoz, D. (2004). Género y cardiopatía isquémica. Gaceta Sanitaria. https://doi.org/10.1157/13061995
  • Agustí, A., & Diogène, E. (2004). Prevención primaria del infarto de miocardio con ácido, acetilsalicílico. Medicina Clinica. https://doi.org/10.1157/13060895
  • Vianna, C. A., González, D. A., & Matijasevich, A. (2012). utilização de ácido acetilsalicílico (AAS) na prevenção de doenças cardiovasculares: Um estudo de base populacional. Cadernos de Saude Publica. https://doi.org/10.1590/S0102-311X2012000600011