Frida Kahlo: “Ayaklar, kanatlarım varken onlara ne ihtiyacım var ki?” ve kendini yeniden keşfetmenin gücü

Frida Kahlo, on sekiz yaşından itibaren hayatını derinden etkileyen kazanın birçok sonucundan biri olan bacağının kesilmesinden kısa bir süre sonra bu cümleyi günlüğüne yazdı. Bu bağlamda, bu cümle ne zorlukların üstesinden gelmeye dair bir düşünce ne de acıyı inkar eden bir ifadedir. Çok daha samimi bir şeydir. Bu, bir şey kaybedildiğinde geriye kalanlara yönelik bir bakış açısıdır.
Bu cümle, orijinal bağlamının ötesinde yankı uyandırıyor çünkü birçok insanın tanıdığı bir içsel süreci anlatıyor: Bir yolun artık planlandığı gibi mümkün olmadığını kabul ettiğimiz ve başka bir yol aramaya başladığımız an.
Kabul etmek, kendini yeniden keşfetmekle aynı şey değildir
Kabullenmek, eskiden istediğin şeyi artık istememeyi gerektirir. Kendini yeniden keşfetmek ise istemeye devam etmek, ancak ona yaklaşmanın başka yollarını bulmaktır. Aradaki fark ince görünebilir, ancak zorlu bir değişimi atlatırken sergilenen tutumu oldukça değiştirir.
Bir kariyer planı işe yaramadığında, bir ilişki sona erdiğinde, sağlam görünen bir dönem haber vermeden kesintiye uğradığında, en sık sorulan soru, sahip olunanı nasıl geri kazanabileceğimizdir. Ve bazen bu geri kazanım, hayal edildiği gibi mümkün olmaz. O zaman daha rahatsız edici ama çok yararlı başka bir soru ortaya çıkar: Hâlâ neyim var ve bununla ne yapabilirim?
Kanatlar günlük hayatta nasıl ortaya çıkar?
Kahlo’nun metaforu fiziksel yeteneklerden değil, daha içsel ve hatta duygusal bir şeyden bahsediyor. Mevcut olanlardan yola çıkarak hayal etme, uyum sağlama ve yaratma yeteneğine atıfta bulunuyor. Bu, duruma göre oldukça somut olabilir:
- İzlediğiniz yol artık size uymadığında, uzmanlık alanınızı veya sektörünüzü değiştirmek.
- Koşullar değiştiğinde bir hedefi değiştirmek; bu, başarısız olmak anlamına gelmez.
- Eski halinizin artık şu anki kimliğinize uymadığını fark etmek.
- İşe yaramayan bir şeyi sonlandırmak ve o enerjiyi yeni bir şeye yönlendirmek; bu yeni şeyin ne olacağı henüz belli olmasa bile.
Tüm bu durumlarda, kanatlar ne özel bir yetenek ne de olağanüstü bir niteliktir. Bunlar sadece, elindekilerle nasıl ilerlemeye devam edebileceğini aramaya istekli olmaktır.
Bu süreç neden her zaman anında gerçekleşmez?
Kahlo bu cümleyi, ampütasyonun yapıldığı gün yazmadı. Kaybı ile bu cümleyi yazması arasında bir süre geçti; acı çekti ve bir iyileşme süreci yaşadı. Bu da cümlenin aktardığı mesajın bir parçasıdır: kendini yeniden keşfetmek ne hızlı ne de doğrusal bir süreçtir ve gerçek bir değişimi kabul etmek, küçümsenmemesi gereken bir rahatsızlık döneminden geçmeyi gerektirir.
Başarı kültürü, kendini yeniden keşfetmeyi hızlı ve coşkuyla gerçekleşen bir şey olarak sunma eğilimindedir. Gerçeklik ise Kahlo’nun yaşadıklarına daha yakındır: kafa karışıklığı dönemleri, sürekli uyum sağlama çabaları ve dışarıdan bakıldığında her zaman açıkça görülmeyen ilerlemeler. Bu, süreci geçersiz kılmaz; sürecin bir parçasıdır.
Bir şey değiştiğinde geriye kalan
Yolun bir kısmı kapandığında kendimize sormamızda fayda olan bir şey vardır: Kaybettiğim şeylerin içinde benim için gerçekten önemli olan neydi? Somut plan değil, özü. Bazen bu sorunun cevabı, o özün başka yollarla hâlâ mümkün olduğunu keşfetmemize yol açar. Bazen de, orijinal plan devam etseydi asla keşfedilmeyecek farklı bir şeye yol açar.
İlerlemek her zaman tam olarak kaybedileni geri kazanmak anlamına gelmez. Bazen, hâlâ elimizde olanlarla ilerlemenin başka yollarını keşfetmekten ibarettir. İşte bu yüzden Kahlo, sözleriyle geriye kalanları kabul ediyordu.
Bu metin yalnızca bilgilendirme amaçlı sunulmuştur ve bir profesyonelle görüşmeyi yerine geçmez. Şüpheleriniz varsa, uzmanınıza danışın.







