Bağlanma Bir İlişki Sorunudur

19 Aralık, 2020
İlişkilerde bağlanma, bazı sorunları beraberinde getirir. Peki ne yapabilirsiniz? Farklı bağlanma türlerini ve bunu nasıl sağlıklı bir ilişkiye çevireceğinizi öğrenin.

Bağlanma çiftler arasında, bunu yönetmesini bilmememiz durumunda bir soruna dönüşebilir. Bunun sebebi bazı araştırmalarda gösterildiği gibi çocukken yeteri kadar şefkat görmemizdir.

Doğru olan şey; çiftlerin ilişkide mutluluk duygusu yaşadığı sağlıklı duygusal bağlara sahip olmaktır ve  hepsinden en önemli ise dürüstlüktür. İlişkide kişilerin birbiriyle iletişim kurabildiği ve birbirlerinin özel alanlarına izin verdiği ilişki ideal olanıdır.

Ancak durum her zaman böyle olmayabilir. Bazen kendimizi endişeli ve kaçınıcı bağlanma türleri oluşturan bir ilişki modelinin içinde bulabiliriz. Peki, bu ne anlama gelmektedir?

Psikiyatri ve psikanaliz konusunda uzmanlaşmış doktor John Bowlby’e göre duygusal bağ birincil ihtiyaçtır ve gelecekte kuracağımız ilişkileri etkileyecektir.

İlişkilerde çiftler arasında bağlanma nasıl oluşur?

İlk olarak, bazı çalışmaların bağlanmayı şu şekilde tanımladığına dikkat çekmek gerekir:

İki kişinin bir araya gelmesiyle oluşan bağlanma ve duygusal bağ, onları, birbirlerini güvenli, rahat ve koruyucu bir ilişkiyi gelecekte de devam ettirecekleri bir noktaya götürür.

Başka bir deyişle, kendilerini partnerlerine bağlanmış hissedenler, genellikle tehdit olarak algılanabilecek bazı koşullar karşısında ihtiyaç duydukları duygusal sığınağı ilişki içinde oldukları diğer partnerlerinde bulurlar.

Bu nedenle gönül ilişkilerinde bağlanma duygusu, ilişki yaşayan kişilerin, kendilerini korumaya aldığı temel ve en önemli alan olarak görülür.

bağlanma
Bağlanma, ilişkide partnerlerin birbiri için koruma duygusu beslemesidir.

Tüm bunların asıl sebebi çocuklukta psikolojik veya fiziksel sağlığımız için önemli olduğunu düşündüğümüz insanlarla veya bakıcılarla oluşturduğumuz bağlarda yatar. Bowlby’nin teorisine göre, eğer bebek ile anne veya bakıcı arasındaki yeterli bir bağ kurulduysa bağlanma duygusu aynı şekilde olacaktır.

Buna karşılık, çocuk bu figürün kaybedeceğini anladığında bunu bir tehdit veya risk olarak algılar veya bağlanma duygusu kurduğu ilişkilerde güvensizlik oluşursa, kaygı ortaya çıkar.

Aynı şey gelecekte kuracağımız ilişkilere de yansır. Bu da erken çocukluk çağından itibaren başkalarına karşı bağlanma oluşturma ve ilişki içinde olduğumuz kişiye karşı da bağ oluşturma anlamına gelir.

Bu da ilginizi çekebilir: Sağlıklı İlişkiler İçin Sınır Belirlemek

İlişkilerde bağlanma türleri

Bu teoriyi destekleyen kişiler araştırmalarında, çocuklukta oluşturduğumuz bağla ilişki kurarak yetişkinlikte de aşağıdaki gibi çeşitli bağlanma stilleri geliştirebileceğimizi belirtmişlerdir.

Güvenli bağlanma: İlişkide ayrılık yaşandığında kalan kişi tiksinme duygusu oluşturabilir ancak ona güven duygusunu veren partneri geri döndüğünde olumlu bir yanıt verir.

Endişeli-kararsız bağlanma: Ayrılık meydana geldiğinde ortaya çıkar ve bu durum kaygı ile karşılanır. Ancak bize mutluluk duygusu yaşayan kişi karşımıza geldiğinde bu kaygı kolay kolay kaybolmaz ve giden huzur geri gelmez.

Kaçınıcı bağlanma: Kişi kendisine güven duygusu veren kişi ile yeniden karşılaştığında çok düşük düzeyde endişe ve ilgisizlik varsa bu duygu ortaya çıkar.

Eğer içinde bulunduğumuz ilişki bize bu bağlılığımızın sağlıklı olmadığı konusunda bir izlenim veriyorsa, bazı adımları takip etmemiz gerekir.

İlişkide bağlanma sorunu nasıl aşılır?

Partneriniz olmadan yaşayamayacağınızı düşünüyorsanız ve içinizden ona bin kez telefon etmek geliyorsa, belki de bağlanma şekliniz özellikle ruh sağlığınız için en uygun olanı değildir. Kaygılı bağlanma türünün rahatsızlık yarattığı bilinen bir gerçektir. Bağlanma duygunuz artık kaçınıcı bir bağlanma türüne dönüştüyse, partnerinize zarar bile veriyor olabilirsiniz.

Bağlanmanızı yenmenizi sağlayacak  öneriler

Kadın bağlanma sorunu
Bağımlılığın üstesinden gelmek için önceliğimizin kendimiz olduğumuzu anlamak önemlidir. İyi bir özgüven, acıdan kaçmamıza yardımcı olur.
  • Yalnız kalmaktan korkmayın: Aslında gerçekte de yalnız değilsiniz, etrafınızda sizi seven bir sürü insan var. Arkadaşlarınız, aileniz, sevgilinizden ayrıldığınızda yanınızda olup size destek verecek kişilerdir. Bazen insan dünyanın başına yıkıldığını düşünür ancak bunun hiç gerçekçi değildir. Hayat devam etmektedir.
  • Zorluklarla başa çıkın: Birinin peşinde koşarken harcadığın enerjiyi kişisel gelişim planların için harcayıp, hayatının pek çok yönünde kendini geliştirebilirsin.
  • Hayatınızda ilk sıraya kendinizi koyun: Başkalarının sizden sonra geldiğini unutmayın. Önce kendinizi sevmelisiniz. Özgüveninizi güçlendirmenize yardımcı olacak birkaç teknik vardır. Güçlü bir özgüvene sahip olduğunuzda, hayallerinizi daha güçlü bir şekilde takip etmeye başlayabilirsiniz.
  • Partnerinizin hayatınızdaki eksikleri tamamladı fikrini unutun: Çünkü ilişkideki çiftlerden her biri zaten kendi içinde bir dünya oluşturmakta ve birbirinden bağımsızdır.
  • “Tamamlanmanıza” gerek yok: Kendimizi iyi hissetmek ve kendimize bir destek bulmak için  ikili ilişkiler kurarız ancak partnerinizin sizi tamamlayan dışsal bir şey olduğu fikri, romantik aşk hikayelerinden çıkma bir efsanedir. Siz zaten tamsınız.

Bu tavsiyelere uyun. Mutluluğun veya refahın sizin için aslında nerede olduğunu keşfedin. Belki de gerçek mutluluk güzel bir ilişki yaşadığın partnerinde değildir.

Bunu da okuyun: Kişisel Gelişim İçin Japonca 7 Güzel Söz

Peki gerçek mutluluk nerede?

Mutluluk içimizdedir. İçinizde zaten var olan şeyi boşuna dışarıda aramayın. Alışkanlıklarınızdan vazgeçin ve bir insan olarak kişisel gelişiminize izin verecek bir hayata başlayın.

Günümüzde kendi iyiliğimizi yaratmanın birçok yöntemi vardır. Yalnız yapamayacağınızı düşünüyorsanız, bir psikologdan destek alabileceğinizi unutmayın. Sakin olmalısınız çünkü hayatımızda her şey her zaman iyi olacaktır.

  • Galán Rodríguez, A. (2010). El apego: Más allá de un concepto inspirador. Revista de La Asociación Española de Neuropsiquiatría. https://doi.org/10.4321/s0211-57352010000400003
  • Moneta C., M. E. (2014). Apego y pérdida: Redescubriendo a John Bowlby. Revista Chilena de Pediatria. https://doi.org/10.4067/S0370-41062014000300001
  • Oliva, A. (2004). Estado actual de la teoría del apego.
  • Rozenel-Domenella, V. J., & Fernández-Cárdenas, J. M. (2011). Apego. In Cultura de la Legalidad en Mi Escuela: Guía de Padres de Familia.
  • Los estilos afectivos en la población española: un cuestionario de evaluación del apego adulto. (2008). Clínica y Salud.
  • Oates, J. (2007). Relaciones de apego. In 158.109.131.198.