Eleanor Roosevelt: “Senin rızan olmadan kimse sana kendini aşağı hissettiremez”

Pek çok kişi, başkalarının görüşlerinin kendileri hakkında nasıl hissettiklerini belirlemesine izin verir; Eleanor Roosevelt’in bu kişiler için çok etkileyici bir sözü vardır: “Senin rızan olmadan kimse seni aşağılık hissettiremez.”
Bu, başkalarının söylediklerinin veya düşündüklerinin önemsiz olduğu anlamına gelmez; ancak bazen bunların önemi, olması gerekenden çok daha fazla olur ve bu aşırı önem, özgüven üzerinde gerçek sonuçlar doğurur.
Roosevelt’in bu düşüncesini benimsemek, tüm eleştirileri görmezden gelmek anlamına gelmez; sadece, siz izin vermedikçe kimsenin sizin değerinizi belirlemesine izin vermemenizi önerir. Ve onun bahsettiği bu izin, bilinçli olarak verebileceğiniz bir şey değildir; aksine, başkalarının size yönelttiği bakış açısını bir gerçek olarak kabul ettiğinizde ortaya çıkar.
Görüşü kimliğinizden ayırmak neden önemlidir?
Birisi yaptığınız bir şeyi eleştirdiğinde, o belirli eyleme atıfta bulunur; kim olduğunuzdan bahsetmez. Aradaki fark bariz görünse de, pratikte bir görüşün sizinle ilgili bir etiket haline gelmesine ve daha sonra bunu içselleştirmenize izin vermek kolaydır.
Bunun kim olduğunla ilgili bir yargı olduğunu düşünmeden önce şu soruyu yanıtlamak faydalıdır: Bu, kim olduğumu mu tanımlıyor yoksa sadece yaptığım bir şey hakkında başka birinin görüşünü mü yansıtıyor? Bu adım, yargıyı veya eleştiriyi kimliğinden ayırır ve her olumsuz yorumun kendinle ilgili algını aşındırmasını engeller.
Elbette, bir eleştiri, iyileştirilmesi gereken bir noktaya işaret ediyorsa yararlı olabilir. Ancak, bunu bir bilgi olarak kabul etmekle, onu kendinizle ilgili kalıcı bir tanım haline getirmek arasında büyük bir fark vardır. Başkalarının görüşlerine ne kadar ağırlık verdiğinizi ve bu ağırlığın, görüşü dile getiren kişinin gerçek güvenilirliğiyle orantılı olup olmadığını gözden geçirmek, daha iyi bir filtreleme yapmanıza yardımcı olur.
Herkes her konuda yargı gücüne sahip değildir. Ayrıca, olayları değerlendirme bakış açısı her zaman önyargılıdır. Bu, yapıcı eleştirileri geçersiz kılmaz, ancak hiçbir dış sesin tek başına bir kişinin değerini belirleme yetkisine sahip olmadığını ortaya koyar.
Kendi yargı yeteneğinizi kabul edin
Kendi algılarına ve kararlarına güvenmeyi öğrendiğinde özgüven artar. Bu güven zayıf olduğunda, herhangi bir dış görüş bu boşluğu çok kolay bir şekilde doldurur. Bu, başkalarını dinlemekten vazgeçmen gerektiği anlamına gelmez; ancak bir şeyin doğru olup olmadığını anlamak için başkalarının onayına bağımlı olmamalısın.
Bu nedenle, kararlarınızı –hatta yanlış çıksa bile– geçerli olarak kabul etmeyi öğrenmeniz gerekir; çünkü bu, içsel yargı sisteminizi oluşturmanın bir parçasıdır. Böylece başkalarının görüşlerini gerçek boyutlarında değerlendirebilirsiniz.
İç diyalogunuza özen gösterin
Bir kişi kendine düzenli olarak sert bir şekilde konuşuyorsa, herhangi bir dış eleştiri verimli bir zemin bulur. İç diyalog, başkalarının yargılarını güçlendirici bir rol oynar. Zaten kendi değerini sorgulayan bir iç ses varsa, dışarıdan gelen bir yorum, zaten düşünülen şeyin teyidi gibi gelebilir.
Kendinize nasıl konuştuğunuza çok dikkat edin: Aynı durumda iyi bir arkadaşınıza göstereceğiniz anlayışla kendinize de davranmaya çalışın. Bu tutum, başkalarının eleştirileri karşısında olası savunmasızlığınızı azaltmanıza yardımcı olacaktır.
Sınırlarını belirle ve gerçekten işe yarayan şeylere odaklan
Her yorum aynı ciddiyetle veya önemle karşılanmayı hak etmez. Bir eleştiriye tepki vermeden önce bir an durursanız, özellikle de bu eleştiri duygusal ya da kötü niyetliyse, ona ne kadar önem vereceğinize bilinçli olarak karar verebilmek için zaman kazanırsınız. Bu davranış, tam da Roosevelt’in bahsettiği rızadır.
Aynı şekilde, ne kadar küçük olursa olsun, gün içinde iyi gittiği iki ya da üç şeyi not edin. Bu, dikkatinizi her zaman başkalarının sorguladığı şeylere odaklanmak yerine, işe yarayan şeylere yöneltmenizi sağlar.
Özgüven, dış dünyayı görmezden gelerek değil, hangi seslerin içimizde gerçek bir yer hak ettiğine daha bilinçli bir şekilde karar vererek inşa edilir. Roosevelt’in sözüyle kastettiği de budur. Sorumluluk ve güç, kişinin kendisinde yatmaktadır.
Bu metin yalnızca bilgilendirme amaçlı sunulmuştur ve bir profesyonelle görüşmeyi yerine geçmez. Şüpheleriniz varsa, uzmanınıza danışın.







