Miyokard İnfarktüsü Nedir?

· 11 Kasım, 2018
Miyokard infarktüsü (kalp krizi), kalbin kas liflerinin ölmesi anlamına gelir. Ölüm riski yüksek olduğu için, bu durumun tıbbi aciliyeti yüksektir.

Yüksek ölüm riski nedeniyle, miyokard infarktüsü acil bir durumdur. Bunun yanı sıra, kanser gibi bu hastalık da ölüme sebep olur.

Miyokard infarktüsü kalpteki kas liflerinin ölmesine verilen isimdir.

EKG (kalp atış çizelgesi) sonuçlarına bakıldığında, kalp krizleri ikiye ayrılır:

  •  ST yükselmeli miyokard infarktüsü
  •  ST yükselmesiz miyokard infarktüsü

Haliyle, bu sınıflandırma oldukça faydalıdır çünkü sağlık çalışanlarının hastaya uygulayacağı ilk tedavi yöntemini belirler.

Miyokard İnfarktüsünün Epidemiolojisi

kalp şıkışması

Miyokard infarktüsü, yılda 13 milyon kişinin ölümüne yol açıyor.

Genellikle, az farkla kadınlardan çok erkeklerde görülüyor. Avrupa’da 6 erkekten 1’i ve 7 kadından 1’i kalp krizi yüzünden hayatını kaybediyor.

Risk Faktörleri

İlk olarak, kalp krizi riskini artıran pek çok faktör vardır. Bunlardan bazıları, tahmin edileceği gibi zararlı alışkanlıklardır.

Kalp kriziyle yakından ilişkili faktörler aşağıdaki gibidir:

  • Yaş (özellikle 65 yaş üzeri)
  • Cinsiyet (erkeklerde daha yaygın)
  •  Şeker hastalığı
  •  Arteriyel hipertansiyon
  •  Yüksek kolesterol
  • Obezite, sigara, uyuşturucu kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı
  • Diğer kardiyovasküler hastalıkların varlığı

Bu yazımızı da okuyun: Kalp Krizinde İlk Yardım

Kalp Krizi Nasıl Meydana Gelir?

Genellikle kalp krizinin en sık rastlanan nedeni, trombüs nedeniyle koroner arterin tıkanmasıdır.

  • İlk olarak, dejeneratif maddelerin (aterom) birikmesi durur ve bu maddeler kan dolaşımına girer.
  • Ardından, bu maddeler koroner artere ulaşıp onu tıkar.
  • Bu şekilde, kalbe giden kan akışı kesilmiş olur.

Daha nadir olsa da, bazı vakalarda trombüs aşırı kan pıhtılaşması nedeniyle de oluşabilmektedir. Diğer nadir sebepler ise aort diseksiyonu, konjenital anomaliler ve travmadır.

Kalp Krizi Geçirdiğimizi Nasıl Anlarız?

kalp krizi nasıl anlaşılır

Kalp krizi semptomları pek çok insan tarafından iyi bilinmektedir. Buna rağmen, kalp krizine kesin olarak karar verebilmek için birtakım klinik sonuçlara gerek vardır.

Bu sonuçlar aşağıdaki gibidir:

  • Kalp krizi semptomları
  • EKG sonucu
  • Koroner arterlerde trombüs
  • Biyokimyasal testlerde kalpteki hasarın kanıtı

Kalp Krizinin Semptomları Nelerdir?

  • Göğüs ağrısı. Bu ağrı birden bire ortaya çıkar ve genellikle 30 dakikadan fazla sürer. Göğüs kafesinin ortasında, çok yoğun bir baskı olarak hissedilir. Çoğu zaman sol kola, omuza ve hatta boyun ve çeneye de yayılır.
  • Aşırı terleme
  • Soluk beniz
  • Nefes darlığı, nefes almada zorluk
  • Acı çekme hissi
  • Ağırlık hissi

Ayrıca okuyun: Kalp Krizini Kadınlar Ve Erkekler Farklı Bir Şekilde Mi Yaşar?

Alışılmamış semptomlar

göğüs kafesinde ağrı

Kalp krizi kendisini her zaman göğüs kafesindeki ağrı ile göstermez. Bu en yaygın semptom olabilir ancak bazen klinik vaka, özellikle yaşlı ve diyabetli hastalarda daha farklıdır.

  • Ağrısız miyokardi infarktüsü (%30). Bu vaka, kendisini aniden gelen güçsüzlük hissi, terleme, mide bulantısı, kusma, cildin soluklaşması ve nefes almada zorluk olarak gösterir ancak hiçbir ağrı meydana gelmez.
  • Alışılmamış özellikler ile birlikte ağrı. Bazı hastalar karınlarında, boyunlarında ve çenelerinde ağrı hissederler. Aslında, oldukça nadir olmasına rağmen, akut karın ağrısı olan bir hastanın da EKG çektirmesi gerekebilir.

Kalp Krizi Geçiren Bir Kişinin EKG’sine Bakarak Neler Saptanır?

EKG’deki değişiklikler onun çekiliş zamanına bağlı olarak değişir. Başka bir deyişle, kalp krizi yavaş yavaş meydana gelirken EKG sonuçları değişiklik gösterir.

Yine de, en karakteristik bulgular şu şekildedir:

  • Oldukça sivri ve yüksek olan T dalgası değişimi. Bu, subendokardiyal iskeminin bir göstergesidir.
  • ST-segmentinin yüksek olduğu miyokardi infarktüsünde, bunlar 1 mm’den daha fazla yükselir. ST-segmentinin yükselmediği miyokardi infarktüsünde, patolojik bulguların geri kalan kısmı ortaya çıkar.
  • Son olarak da, nekrozu belirten Q dalgası görülebilir.

Bununla birlikte, kalp krizi semptomları olmasına rağmen EKG sonucu normal çıkan hastalar olması da mümkündür. Bu, olası kalp krizini göz ardı etmek için bir sebep olmamalıdır.

Biyokimyasal belirteçler nelerdir?

Biyokimyasal belirteçler, kandan tespit edilebilen moleküllerdir. Bazı durumlarda bu moleküllerin konsantrasyonları azalabilir ve artabilir. Bu da hastalığın teşhisi için kullanılır.

Miyokardi infarktüsü vakasında, yardımcı olacak belirteçler, öldükleri zaman kas liflerinin açığa çıkardığı proteinlerdir. Bu proteinler aşağıdaki gibidir:

  • Miyoglobin
  • CK-MB
  • Troponin

Bunların arasında, yalnızca kalp hücrelerinde açığa çıkan protein troponindir. Diğer ikisi, kalbin yanı sıra diğer kasların lifleri tarafından da açığa çıkarılabilmektedir. Bu nedenle, kalp krizi teşhisinde troponin en spesifik belirteçtir.

Nasıl Teşhis Edilir?

kalp ritmi çizelgesi

Kalp krizi, detaylı hastalık öyküsü ve tam bir fiziksel muayene yoluyla teşhis edilir.

Klinik öykünün yanı sıra, kalp krizi geçiriyor olabilecek hastaya bir an önce EKG çekilmesi oldukça önemlidir.

Bunun yanı sıra, doktorlar invaziv ve non-invaziv ile birlikte biyokimyasal analizlere de başvurabilirler.

Kalp ultrasonu en önemli tekniktir çünkü hem non-invazivtir hem de oldukça hızlı sonuç verir. Bununla birlikte, daha iyi sonuçlar sunan invaziv bir test olarak, koroner anjiyografi de uygulanabilir.

Miyokardi İnfarktüsünün Tedavisi

Tedavinin amacı ölü dokuyu azaltmak ve erken teşhis koyarak olası komplikasyonları önlemektir.

Miyokardi infarktüsünün tedavisi hemen yapılmalıdır.

Genel olarak, hastaların %30’u ilk bir saat içerisinde ventrikülin fibrilasyondan dolayı hayatını kaybetmektedir.

Acil bakım

  • İlk olarak, nabız, kan basıncı, solunum oranı ve oksijen satürasyonu gibi yaşamsal belirtilerin kontrol edilmesi gerekir.
  • Sıvı kontrolü
  • Eğer satürasyon %95’in altında ise, nazal kanül yoluyla oksijen verilmesi
  • Uyuşturucu ilaçlar ve anksiyolitiklerle ağrının ve anksiyetenin kontrolü. Anksiyete ve ağrı kalbin iş yükünü artırır ve bu da sonunda ölü doku boyutunda bir artış olmasına yol açar.
  • Kan sulandırıcı ilaçlar: P2Y12 inhibitörüyle 250 mg asetilsalisilik asit
  • Kan basıncını kontrol altına almak için beta bloklayıcı
  • Nabzı kontrol altına almak için atropin

Reperfüzyon Terapisi

Genel olarak, bu terapi türü tıkanan arterin rekanalizasyonuna dayalıdır. Hasta, bu terapiden ilk 12 saat içerisinde en iyi faydayı alabilir.

Bu terapiyi yapmanın iki yolu vardır:

  • Fibrinolitik ilaçların uygulanması. Tanıdan sonraki ilk 2 saat içerisinde anjiyoplasti mümkün olmadığında uygulanır. İlaçlar uygulandıktan sonra, hasta anjiyoplasti için uygun olan bir yere götürülmelidir.
  • Acil anjiyoplasti. Eğer teşhisten sonraki ilk iki saat içerisinde yapılabilirse, bu önerilen tekniktir.