Platon: “Kendini fethetmek, zaferlerin en büyüğüdür”

Bu tanınmış filozofun, “Kanunlar” adlı eserinde yer alan bu söz, her insanın kendi dürtüleriyle yaşadığı çatışmayı betimlemektedir. Onun bu düşüncesi, tepkilerinin esiri olan kişinin, herhangi bir dış düşmanla yüzleşmeden önce kendi kendine karşı kaybettiğini ortaya koymaktadır.
Bu, dürtülerin bastırılmasına ya da kusursuzluğa bir çağrı değildir. Aksine, oldukça pratik bir gözlemdir: Günün pek çok anında, olan biten ile kişinin buna karşı ne yapmaya karar verdiği arasında bir boşluk vardır.
Dürtüleri kontrol etmek ne demektir?
Platon’un tanımladığı özdenetim, duyguları bastırmakla ya da istisnasız katı bir disipline uymakla ilgisi yoktur. Aciliyet, öfke, korku ya da tembellik ortaya çıktığında seçim yapma yeteneğini korumakla ilgilidir. Bu tepkileri ortadan kaldırmak değil, karar vermeyi onlara bırakmamaktır.
Günlük hayatta bu, oldukça küçük şeylere benziyor:
- Rahatsızlık veren bir mesaja cevap vermeden önce beklemek.
- Artık sadece incitmeyi amaçlayan bir tartışmayı durdurmak.
- Zor bir günde rutinimizi tamamen terk etmek yerine, asgari düzeyde sürdürmek.
- Bir aksilik yaşandığında bunu her şeyi bırakmak için bir bahane haline getirmemek.
- Söylemeden önce ne demek istediğini düşünmek.
Bu eylemlerin hiçbiri özel bir yetenek gerektirmez. Bunlar, uyaran ile tepki arasında, hâlâ seçim yapmanın mümkün olduğu o bir saniyelik duraksamayı gerektirir.
Korkudan susmakla, sağduyuyla susmak arasındaki fark
Şunu netleştirmek gerekir ki , özdenetim saygısızlığı tolere etmeyi, kendi sınırlarından vazgeçmeyi ya da sonuçlardan korktuğu için susmayı gerektirmez. “Buna değmez” diye karar verip yanıt vermemekle, cesaret edemediği için yanıt vermemek arasında bir fark vardır. İlki aktif bir seçimdir; ikincisi ise tam da Platon’un bir yenilgi olarak nitelendireceği türden, kendi güvensizliğine boyun eğmektir.
Kendini yönetmek, kendinden sürekli mükemmellik talep etmek anlamına da gelmez. Sinirlerine hakim olamayan, tembelliğe kapılan ya da düşünmeden tepki veren kişi, yaşam projesinde başarısız olmuyor: sadece insanlık gösteriyor. Kendini fethetmek, kesin olarak ulaşılan bir durum değil, her denemede uygulanan bir pratiktir.
Neden küçük zaferler göründüğünden daha ağır basar?
Dışarıdan görülebilen zaferler vardır: tanınabilir başarılar, ölçülebilir sonuçlar, başkalarının doğrulayabileceği ilerlemeler. Ve tanık olmadan gerçekleşenler de vardır. Bir şeye ya da birine zarar verecek bir tepkiyi durdurmak. Sinirlenmek isterken sakin bir şekilde yanıt vermeyi seçmek. En kolayı bırakmakken bir şeye devam etmek.
Bu zaferler dışarıdan takdir görmez. Ancak kişinin kendini kontrol edebileceğini, ilk akla gelen şeye tamamen kapılmadığını hissettiren bir deneyim bırakır. Biriken bu deneyim, kişinin kendisiyle olan ilişkisini kademeli olarak ve büyük bir açıklama yapmadan değiştirir.
Platon kahramanlardan ya da olağanüstü şahsiyetlerden bahsetmiyordu. Herhangi bir kişinin sıradan bir günde gösterebileceği türden bir çabadan söz ediyordu. Onun sözü büyük kahramanlıklara değil, kişinin yanlış tepki verebileceği o tam an ve bunu yapmamayı seçmesine atıfta bulunuyor. Tekrarlanan o an, onun zafer olarak adlandırdığı şeydi.
Bu metin yalnızca bilgilendirme amaçlı sunulmuştur ve bir profesyonelle görüşmeyi yerine geçmez. Şüpheleriniz varsa, uzmanınıza danışın.







