Depresyonun Başlıca 3 Sebebi

Depresyonla her cepheden savaşılmalıdır. Hayatımızı ele geçirmesine izin vermeden kontrol altına almak için temel sebeplerini öğrenmemiz gerekir. 

Depresyon son zamanlarda birçok insanın başına bela olduğu için hemen hemen herkes tarafından bilinen bir rahatsızlıktır.

Bu rahatsızlık özellikle normal hayatınızla ilgili ciddi sorunlara yol açabilir.

Kötümserlik, yaşama arzusunda azalma ve duygu değişimleri gibi durumlar bu sıkıntıyı çeken kişilerde görülen karakteristik belirtilerdir.

Üzüntüyü ise asla depresyonla karıştırmayın: Biri geçici iken diğeri uzunca bir süre devam eder.

Fakat bu kadar çok insanda görülmesinin sebebi nedir? Genetik faktörler mi? Duygusal hassasiyet mi?

Bugünkü yazımızda, hemen hemen herkesin hayatının bir döneminde depresyona girmesinin arkasında yatan başlıca üç sebepten bahsedeceğiz.

Depresyonun başlıca sebepleri

1. Başlıca sebep: Genler

Alzheimer ve kanser gibi hastalıklar söz konusu olduğunda genler çok önemli bir faktördür ancak depresyonda da genlerin önemi büyüktür.

Yakın veya uzak akrabalarınızdan birisi depresyon yaşadıysa %30 ihtimalle siz de hayatınızın bir döneminde depresyona girebilirsiniz.

Normal olarak depresyona giren kişi ne kadar yakın akrabanızsa sizin de bu durumu yaşama ihtimaliniz o kadar fazladır.

Depresyon gibi genetik hastalıkların akrabalarımızda olması bizim de bunlara karşı genetik yatkınlığımız olduğunu gösterir.

Ancak bu durum, bizim bu hastalığı mutlaka yaşayacağımız anlamına gelmez, sadece ailesinde depresyon yaşayan birisi olmayan kişilere göre daha yatkın olduğumuzu düşünebiliriz.

2. Psikoloji her şeydir

Psikologlardan farklı olarak psikiyatristler zihinsel bozukluklar için ilaçlı çözümlere çok daha fazla odaklanırlar çünkü bu durumu çoğu zaman fizyolojik faktörler tetikler.

Düzgün şekilde fonksiyonlarını yerine getiremediği zaman depresyonu tetikleyen bir sinir ileticisi (neurotransmitter) olan serotonin hormonu depresyonun başlıca sorumlusudur.

Serotonin sadece depresyona neden olmaz aynı zamanda ona benzer bir problem olan anksiyeteye de yol açar.

Tabii ki depresyon her zaman fizyolojik bir nedenden kaynaklanmaz ve ilaç her koşulda sonuç vermeyebilir ancak, eğer böyle bir sorun yaşıyorsanız bir seçenek olarak değerlendirilebilir.

3. Kişisel problemler

Birisi bu rahatsızlığı yaşadığı zaman akla gelen ilk şey kişinin bu duruma neden olan bir sıkıntı yaşadığıdır.

Yukarıda saydığımız diğer sebeplerden farklı olarak, depresyon bir dizi kişisel problemden kaynaklanıyor olabilir.

En yaygın sebepler boşanma veya cinsel taciz gibi durumlar olabileceği gibi bipolar bozukluk (manik depresif hastalık) gibi rahatsızlıklar da olabilir.

Birçok kadın bebek sahibi olduktan sonra hormonların büyük bir rol oynadığı ve hemen hemen herkes tarafından bilinen “doğum sonrası depresyonu” yaşar.

Bu rahatsızlık her yaşta ortaya çıkabilse de, en çok ergenlik döneminde ve 35 ile 45  yaş arasındaki kadınlarda görülür.

Bu kişilerin etrafında olan her şey onları etkiler ve yolunda gitmeyen en küçük bir şey bile şiddetli bir depresyona girmelerine yol açabilir.

Depresyon ve ilişkiler

Depresyona genetik yatkınlığınız olsa bile depresyonun arkasında yatan temel sebep diğer insanlarla kurduğunuz ilişkilerdir.

Eğer zehirli bir duygusal ilişki içindeyseniz veya hayatınızın kontrolünü elinize alamıyorsanız ya da nasıl başa çıkacağınızı bilemediğiniz kötü bir olayla karşı karşıyaysanız depresif bir yapı içine hapsolabilirsiniz.

Tıbbi bir yardımın gerekebileceği uzun ve zorlu bir süreç olsa da olumlu taraf şu ki, bu rahatsızlıktan kurtulmanın yolu vardır.

Depresyondan kurtulmak ya da en azından durumu kontrol altına almak için depresyonla her cephede savaşmak gerekir.

Yaşadığımız hayatın hızından ve farklılıklarından dolayı başımıza birçok olay gelir ve her yaştaki insan bu rahatsızlıktan etkilenebilir.

En önemlisi problemin kaynağını bulabilmektir ki daha sonra etkili bir şekilde tamamen tedavi edilebilsin.

Depresyonun bir çok sebebi vardır ancak bu sorundan kurtulmak için çözümler olduğunu da unutmayın.