Siyalore: Özellikleri ve Tedavisi Nedir?

10 Kasım, 2020
Bugün siyalorenin, yani ağızdan istemeden pasif salya kaybının özelliklerinden ve tedavisinden bahsedeceğiz. 

Siyalore – veya pityalizm – bizim ortak dilde “salya akıtma” olarak bahsettiğimiz şeydir. Elbette bu durumun 15-36 aylık çocuklarda görülmesi çok normaldir. Ancak dört yaşından sonra ortaya çıkarsa anormal olarak kabul edilir. Bugün siyalorenin özelliklerine ve tedavisine daha yakından bakacağız.

Siyalore sadece görünümü etkileyen bir durum gibi görünse de, aynı zamanda ciddi sağlık koşullarıyla ilgisi olabilir. Bu ciddi sağlık koşulları arasında örneğin serebral palsi veya Parkinson hastalığı da vardır. Gebelik sonucunda veya belli bazı ilaçların alınması nedeniyle de ortaya çıkabilir.

Siyalore nedir? Neler bu hastalığa yol açar?

Siyalore, ağzın içinde tükürük tutamama ve onu sindirim sistemine doğru yönlendirememe ile karakterize bir durumdur. Aşırı tükürük üretimi ya da tükürüğün proses edilmesinde bir anormallik olması durumudur.

Sialorenin en yaygın nedenleri nörolojik hastalıklardır. Daha önce bahsettiğimiz gibi, serebral palsi ve Parkinson hastalığı da bunların arasındadır. Ancak aynı zamanda aminotrofik lateral skleroz (ALS), Riley-Day sendromu ya da serebral enfarktüs etkileri görülen kişilerde de ortaya çıkar.

Ayrıca bu durum, antipsikotik, hipnotik ya da sakinleştirici ilaçlar alanlarda da yaygındır. Aynı şekilde gebeliğin ikinci ve dördüncü haftaları arasında tükürük üretiminde ani bir artış meydana gelmesi de yaygın görülen bir şeydir.

bebek salya

Bu bozukluğun özellikleri

Tükürük bezleri tükürük üretiminden sorumludur. Üç tane tükürük bezi vardır: Parotis, submandibular ve sublingual bezleri. İlki sulu tükürük üretirken diğer ikisi sürekli olarak yoğunluğu daha kalın bir sıvı üretirler. Bu, genellikle boğulmaya yol açan tükürük türüdür.

Her gün, yaklaşık 1 kilo 417.5 gram tükürük üretirler. Bunun %70’i submandibular ve sublingual bezlerden gelir. Bu nedenle siyalore daha ciddi başka bir duruma evrilen bir hastalık değildir. Ancak kişinin yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkiler.

Sialore tedavisinde uzmanlaşmış spesifik bir doktor yoktur. Bu nedenle bu bozukluktan şüpheleniyorsanız pratisyen hekiminize görünmelisiniz. O, soruna yol açan nedene bağlı olarak sizi bir uzmana sevk edecektir.

Bunu da okuyun: Yaşam Kalitesi Üzerinde Olumlu Etkisi Olan 5 Alışkanlık

Siyalorenin sınıflandırılması

Kökeni açısından bakıldığında iki siyalore türü vardır:

  • Anterior siyalore: Aşırı tükürük üretimi ile birleşen nöromüsküler bir eksiklikten kaynaklanır. Ağzın köşelerinden veya alt dudaktan sıvı akmasına yol açar.
  • Posterior siyalore: Sorunun kökeni, tükürüğün akışının dilden farenkse doğru olmasında yattığında bu tür oluşur.

Thomas-Stonell ve Greenberg derecelendirme ölçeğine göre, siyalore’yi şiddetine veya sıklığına göre sınıflandırmak da mümkündür. Bu açıdan bakıldığında derecelendirme şöyledir:

  • Ağız kuruluğu
  • Hafif (ıslak dudaklar)
  • Orta (ıslak dudaklar ve çene)
  • Şiddetli (ıslak giysiler)
  • Yoğun (giysilerin, ellerin ve mutfak aletlerinin ıslak olması)

Okuyun: Sık Görülen Ağız Problemleri ve Tedavileri

Sıklığa göre ölçek şöyledir:

  • Asla salya akmaması
  • Ara sıra salya akması
  • Sık sık siyalore yaşanması
  • Sürekli salya akması
  • Siyalorenin yol açtığı sonuçlar

Siyalore, tıbbi bir sorundur. Sadece belirgin bir yetersizliğe yol açmakla kalmaz, aynı zamanda nörolojik sorunları olan hastaların yönetiminde ek zorluğa neden olur.

Genel olarak, bu durumun sonuçları vardır. Örneğin, dudakların soyulması, kas yorgunluğu, dermatit, tat duyusunda değişiklikler ve sesle ilgili zorluklar bu sonuçlardan bazılarıdır.

Ancak fiziksel bir bakış açısından bakılacak olursa, yiyecekleri yutmadaki zorluklar nedeniyle en büyük risk aspirasyon pnömonisidir. Bu hastalar oral enfeksiyonlara da daha yatkındırlar.

Aynı zamanda, psikososyal sonuçlar çok ciddi olabilir. Salya akması, sosyal açıdan reddetme tepkisi yaratır. Bakıcılar bile bu tepkiyle karşılaşabilir. Aynı zamanda günlük aktivitelerin normal bir şekilde gerçekleştirilmesini sınırlar.

yaşlı adam bakıcı
Parkinson gibi nörolojik hastalıkların belirtileri arasında siyalore de vardır.

Siyalorenin tedavisi

Sialoreyi tedavi etmenin üç yolu vardır: Konuşma terapisi, farmakoloji ve cerrahi. Konuşma terapisi yoluyla yaklaşım, patolojik refleksleri inhibe etmek için bir dizi egzersiz yapmaktan geçer. Daha spesifik olmak gerekirse, amaç, dudakların kapanmasını ve tükürüğün emilmesini veya yutulmasını geliştirmektir. Sürekli eğitim, gelişmeyi sağlayabilir.

Farmakolojik tedaviye gelince, tükürük salgısını azaltmaya yardımcı olan antikolinerjikleri içerir. Ancak bu ilaçlar egzersizlerle birlikte gitmelidir. Ne yazık ki bazı insanların bu ilaç türüne intoleransı vardır.

Ayrıca botulinum toksin tip A (TBA) enjeksiyonu ile siyalore tedavisi mümkündür. Bu, doğrudan tükürük bezlerine uygulanır ve aynı zamanda tükürük üretimini azaltır. En olumlu şey, çok az yan etkiye yol açıyor olmasıdır.

Son olarak bu önlemlerin hiçbiri işe yaramazsa, uzman, büyük olasılıkla bir cerrahi müdahale yapmaya karar verecektir. Ne olursa olsun, her hasta farklıdır ve bazen etkinlik sağlayabilmek için tek bir önlem yetmez, bazı önlemlerin kombine edilmesi gerekebilir.

  • Hernández-Palestina, M. S., Cisneros-Lesser, J. C., Arellano-Saldaña, M. E., & Plascencia-Nieto, S. E. (2016). Resección de glándulas submandibulares para manejo de sialorrea en pacientes pediátricos con parálisis cerebral y poca respuesta a la toxina botulínica tipo A. Estudio piloto. Cirugía y Cirujanos, 84(6), 459-468.
  • Silvestre Donat, F. J., Miralles Jordá, L., & Martínez Mihi, V. (2004). Tratamiento de la boca seca: puesta al día. Medicina Oral, Patología Oral y Cirugía Bucal (Ed. impresa), 9(4), 273-279.
  • Carod Artal, F. J. (2003). Tratamiento de la sialorrea en enfermedades neurológicas mediante inyecciones transcutáneas de toxina botulínica A en las glándulas parótidas. Neurologia, 18(5), 280-284.
  • Rebolledo, Francisco Aguilar. “Tratamiento de sialorrea en enfermedades neurológicas más frecuentes del adulto.” Plasticidad y Restauración Neurológica 5.2 (2006): 123-128.
  • Cisneros-Lesser, Juan Carlos, and Mario Sabas Hernández-Palestina. “Tratamiento del paciente con sialorrea. Revisión sistemática.” Investigación en discapacidad 6.1 (2017): 17-24.
  • Narbona, J., and C. Concejo. “Salivary incontinence in a child with neurological disease.” Acta Pediatrica Española 65.2 (2007): 56.
  • Almirall, Jordi, Mateu Cabré, and Pere Clavé. “Complicaciones de la disfagia orofaríngea: neumonía por aspiración.” Los peldaños para vivir bien con disfagia: 18.
  • Pelier, Bárbara Yumila Noa, et al. “Empleo de Kinesiotaping como tratamiento de la sialorrea en pacientes con enfermedad cerebrovascular.” Medimay 26.1 (2019): 88-98.
  • Galindo, A. Palau, et al. “Utilidad terapéutica de un efecto secundario para el control de la sialorrea.” Atención Primaria 34.1 (2004): 55.
  • Carod Artal, F. J. “Tratamiento de la sialorrea en enfermedades neurológicas mediante inyecciones transcutáneas de toxina botulínica A en las glándulas parótidas.” Neurologia 18.5 (2003): 280-284.