Bencil Olmadan Ölüm ile Başa Çıkmak

26 Nisan, 2019
Bazen sevdiğimiz kişilerin ne kadar acı çekiyor olduklarını düşünmeyiz, bunun yerine kendi kaybımıza odaklanırız ve bu durumun bize nasıl hissettirdiği üzerine daha çok düşünürüz. Ölümle nasıl başa çıkılır öğrenin ve ölümün hayatın doğal bir parçası olduğunu kabul edin.

Kendimize yakın birini kaybetmek, hayatın doğal bir parçasıdır. Hatta, hayatta gerçek olduğuna emin olduğumuz bir şey varsa eğer, o da ölüm ile gelen gerçekliktir diyebiliriz.

Bazı kültürler ölümü kutlarken ve bu durumu ölen kişinin ruhunun özgürleşmesi olarak görürken bizim kültürümüzde ise ölüm bir trajedi olarak kabul ediliyor.

Üzüntü, hüsran, öfke… Birini kaybettiğimizde bu duygular ve hatta daha fazlası bizi kuşatır. Hatta bazen bu duygulara sahip olamadığımızda, bu duyguları hissedemediğimiz için kötü bile hissederiz.

Peki, birini kaybettiğimizde ağlarken aslında üzüntümüz giden kişiden çok kendimiz için midir?

Ayrıca bakınız: Yas Tutan Kişiye Söylenebilecek Sözler

Reddediş ve ölüm

ölümü reddeden insan

Mümkün olan herhangi bir çözüm yokken olan bir durumu kabul etmemek aslında gariptir. Sürekli hayatın getirdiği zorlukları olduğu gibi kabul etmek üzerine konuşuruz ya da değişmeyen zararlı insanlardan ve sürekli yaptığımız hatalardan bahsederiz. Hepsini kabul etmeye çalışırız.

Peki neden ölümü kabullenemiyoruz? Mesela sevdiğiniz birini kanser gibi bir hastalık yüzünden kaybettiğinizi düşünün. Yaşadığınız şey acı dolu ve yıkıcıdır ve bazen de hiçbir çıkış yolu yoktur.

Böyle bir durum karşısında üzüntülü hissetmek ve canı sıkkın görünmek doğal olsa da, bu sonu pozitif bir şey olarak kabul etmek de oldukça önemlidir. 

Sevdiğiniz kişiyi korkunç bir hastalıktan acı çekerken gördüğünüzde, hala bu kişinin hayatta olmasını ve bu acıyı yaşıyor olmasını mı tercih edersiniz, yoksa her şeyi akışına bırakmayı mı?

Bir kayıpla karşı karşıya kaldığınızda reddetme, çok daha derinlerden gelen bir şeydir. Bizi saran bencilce bir düşünceden gelir ve sadece kendimizi düşünmemize sebep olur.

Ölüm ve bağımlılık

mezarlıkta dikilen insan ve ölüm

Kayıp ile duygusal bağımlılık arasında bir bağlantı vardır. Çiftlerde bu durum, yıkıcı ilişkilere neden olur; kayıpta ise, kendi kendinizi tahrip ettiğiniz bir sürece yol açar.

Birdenbire, o sevdiğimiz kişi olmadan yaşayamayacağımızı düşünürüz ve bizi üzen aslında budur. Gitmelerinden öte, bizi yalnız bırakmalarıdır mesele.

Özellikle duygularınız sizi kontrol altında tuttuğu için, bu hissiyat çok ben merkezli bir düşüncedir. Ölümü kabul ettiğimizde, yolumuza devam edebileceğimizi herkesten daha iyi biliyoruz. 

Enerjimizi, zamanımızı ve sahip olduğumuz her şeyi bu hislere harcıyoruz. Ancak ölümden kaçmak bir seçenek değildir. Kabul etmemiz gereken bir şeydir, çünkü her zaman o kazanır.

Ayrıca bakınız: Duygularınızı Bastırmak Anksiyetenizi Arttırıyor

Hayat sizden izin istemez

düşünceli kız camdan bakıyor

Hayat sevdiğiniz kişiyi almak için sizden izin istemez. Hiç beklemediğiniz bir anda, en sevdiğiniz insanı elinizden alıverir. Eğer bunu kabul etmeyi öğrenmediyseniz, sonuçları yıkıcı olabilir. Acınızı gizlerseniz, beslersiniz ve bu artık ilerleyemediğiniz noktaya doğru gider.

Hayat nasıl hissettiğinizden ve sevdiğiniz kişi öldükten sonra olacak olan kötü şeylerden sorumlu değildir. Aksine, bunu olduğu gibi kabul etmek sizin sorumluluğunuzdur.

Ölüm hakkında samimi bir şekilde konuşmak, artık bir tabu olmasına izin vermemek, sadece suçlu hissettiğiniz için sahte üzüntüden kaçınmak… Tüm bunlar yaşamaya devam edebilmemize yardımcı olur. Hislerinizin toplum tarafından kontrol edilmesine izin vermeyin. 

Ölümü hayatın doğal bir parçası olarak kabul etmemek, içimizde zamanla oluşan negatif bir şeydir. Ancak ölüm doğaldır. Nihayetinde hepimizin başına gelecek olan bir şeye karşı savaşamayız.