Bencil Olmadan Ölümle Başa Çıkmak

· 17 Ağustos, 2017
Bazen sevdiğimiz kişilerin ne kadar acı çekiyor olduklarını düşünmeyiz, bunun yerine kendi kaybımıza odaklanırız ve bu durumun bize nasıl hissettirdiği üzerine daha çok düşünürüz. Ölümle nasıl başa çıkılır öğrenin ve ölümün hayatın doğal bir parçası olduğunu kabul edin.

Kendimize yakın birini kaybetmek, hayatın doğal bir parçasıdır. Hatta, hayatta gerçek olduğuna emin olduğumuz bir şey varsa eğer o da ölümdür. 

Bazı kültürler ölümü kutlarken ve bu durumu ölen kişinin ruhunun özgürleşmesi olarak görürken bizim kültürümüzde ise ölüm bir trajedi olarak kabul edilir.

Üzüntü, hüsran, öfke… Bu duygular ve hatta daha fazlası bizi kuşatır. Hatta bazen bu duygulara sahip olamadığımızda, bu duyguları hissedemediğimiz için kötü bile hissederiz.

Peki, birini kaybettiğimizde ağlarken aslında üzüntümüz giden kişiden çok kendimiz için midir?

Reddediş ve kayıp

Mümkün olan herhangi bir çözüm yokken olan bir durumu kabul etmemek aslında gariptir.

Sürekli hayatın getirdiği zorlukları olduğu gibi kabul etmek üzerine konuşuruz ya da değişmeyen zararlı insanlar ve sürekli yaptığımız hatalardan bahsederiz. Hepsini kabul etmeye çalışırız.

Peki neden ölümü kabullenemiyoruz?

Mesela sevdiğiniz birini kanser gibi bir hastalık yüzünden kaybettiğinizi düşünün. Yaşadığınız şey acı dolu ve yıkıcıdır ve bazen de hiçbir çıkış yolu yoktur.

Böyle bir durum karşısında üzüntülü hissetmek ve canı sıkkın görünmek doğal olsa da, bu sonu pozitif bir şey olarak kabul etmek de oldukça önemlidir.

Sevdiğiniz kişiyi korkunç bir hastalıktan acı çekerken gördüğünüzde, hala bu kişinin hayatta olmasını ve bu acıyı yaşıyor olmasını mı tercih edersiniz, yoksa her şeyi akışına bırakmayı mı?

Bir kayıpla karşı karşıya kaldığınızda reddetme, çok daha derinlerden gelen bir şeydir. Bizi saran bencil düşünceden gelir ve sadece kendimizi düşünmemize sebep olur.

Öğrenin: Ağlamanın önemi

Kayıp ve bağımlılık

Kayıp ile duygusal bağımlılık arasında bir bağlantı vardır. Çiftlerde, yıkıcı ilişkilere neden olur; kayıpta ise, kendi kendinizi tahrip ettiğiniz bir ilişkiye yol açar.

Birdenbire, o sevdiğimiz kişi olmadan yaşayamayacağımızı düşünürüz ve bizi üzen aslında budur. Gitmelerinden öte, bizi yalnız bırakmalarıdır mesele.

Özellikle duygularınız sizi kontrol altında tuttuğu için bu çok ben merkezli bir düşüncedir. Bunu kabul ettiğimizde, yolumuza devam edebileceğimizi herkesten daha iyi biliyoruz.

Enerji, zaman ve sahip olduğumuz her şeyi bu acılara harcıyoruz, onlar yüzünden değil, kendimizi bulduğumuz durum yüzünden.

Ancak, ölümden kaçmak bir seçenek değildir. Kabul etmemiz gereken bir şeydir, çünkü her zaman o kazanır.

Hayat sizden izin istemez

Hayat sevdiğiniz kişiyi almak için sizden izin istemez. Hiç beklemediğiniz bir anda, en sevdiğiniz insanı elinizden alıverir.

Eğer bunu kabul etmeyi öğrenmediyseniz, bunun sonuçları yıkıcı olabilir. Acınızı gizlerseniz, beslersiniz ve bu artık ilerleyemediğiniz noktaya doğru büyür.

Hayat nasıl hissettiğinizden ve sevdiğiniz kişi öldükten sonra olacak olan kötü şeylerden sorumlu değildir. Aksine, bunu olduğu gibi kabul etmek sizin sorumluluğunuzdur.

Ölüm hakkında samimi bir şekilde konuşmak, artık bir tabu olmasına izin vermemek, sadece suçlu hissettiğiniz için sahte üzüntüden kaçınmak… Tüm bunlar yaşamaya devam edebilmemize yardımcı olurlar.

Kendinizin toplum tarafından kontrol edilmesine izin vermeyin.

Ölümü hayatın doğal bir parçası olarak kabul etmemek, içimizde zamanla oluşan negatif şeylerden biridir. Ancak, ölüm doğaldır. Nihayetinde hepimizin başına gelecek olan bir şeye karşı savaşamayız.