Diyabet Kemiklerin Kırılma Riskini Artırır

28 Ekim, 2020
Diyabet hastalarının kemiklerinin kırılma riski daha yüksektir. Bu yazıda en sık etkilenen kemiklerden ve bu sorunu önlemenin yollarından bahsedeceğiz. 

Diyabet hastalığının beraberinde getirebileceği komplikasyonlar arasında, kırılma, en büyük risklerden biridir. Diyabet metabolik bir hastalıktır ancak sadece kandaki maddelerin varlığını etkilemez. Bu hastalıkta, kan şekeri, diğer patolojilerle karşılaşma olasılığıyla birlikte artar.

Dolaşımdaki artmış şeker miktarının, kemik dokusunu etkileme şeklinin çeşitli nedenleri vardır. Yine de önleyici tedbirler almak mümkündür. Daha fazlasını öğrenmek için yazımızı okumaya devam edin.

Diyabet hastalarında metabolizma

Daha önce de söylediğimiz gibi diyabet, metabolik bir hastalıktır. Ortaya çıkışının birincil işareti kan şekeri konsantrasyonundaki artıştır. Bu, genellikle, herhangi bir şey yemeden önce aç karnına fark edilir.

Bir metabolik patoloji olarak, diyabet, yalnızca kan şekerini etkilemekle kalmaz aynı zamanda lipit, protein ve mineral dengelerini de değiştirir. Bu durumda değişmiş hormon olan insülin, vücuttaki pek çok süreç üzerinde etkisini gösterir.

Bu hastalığın iyi bilinen komplikasyonları kalp ve böbrek ile ilgilidir. Ancak kemik dokusu üzerindeki etkisini de bunlara eklemeliyiz. Kemikler, hem kalsiyum seviyesine hem de kemik hücrelerinin onları üretme becerisine bağlıdırlar.

Okuyun: Diyabetin İlk 8 Belirtisi Nedir ve Hangi Önlemler Alınmalıdır?

Diyabet hastalarında kırılma nedenleri

Hem diyabetli erkeklerde hem de diyabetli kadınlarda kırılma riski daha yüksektir. Hormonal değişikliklerin, enflamasyonun ve hatta bazı ilaçların bu komplikasyonla ilişkisi vardır. Peki, diğer olası tetikleyiciler nelerdir?

Nöropati

Uzun süreli yüksek kan şekeri, nöronların üzerindeki yağ kaplamasına zarar verir. Sinirler, özellikle kolların ve bacakların daha aşağı kısımlarında bulunanlar, sinir uyarılarını, daha az etkili bir şekilde iletmeye başlarlar.

Bir şekilde, diyabetik nöropati dengeyi bozar ve bu hastalıktan muzdarip olan kişiler daha fazla düşme eğiliminde olurlar.

Disotonomi

Bu terim, sinir sisteminin, özellikle otonom kısmının, zayıf işlev gösterdiği anlamına gelir. Bu bölüm, sinirlerin, doğrudan ve bilinçli bir emre ihtiyaç duymayan tüm fonksiyonlarını düzenleyen ve kontrol eden kısmıdır.

Bu nedenle, diyabetik disotonomi söz konusu olduğunda, hastalar, ayaktayken kan basıncını sürdürmekte güçlük çekerler. Sonuçta bayılma ve sersem gibi hissetme eğiliminde olurlar. Bu durum, çoğu kez düşmelerine ve kırılmalar yaşamalarına yol açar.

Osteoporoz

Osteoporoz, nüfusun geri kalanına kıyasla diyabet hastaları arasında daha yaygındır. İnsülin, dokuların üretimini uyaran anabolik bir hormondur. Olması gerektiği gibi üretim yapamadıkları için kemiklerin onarım süreci yavaşlar.

Bunu da okuyun: Osteoporoz Hakkında Bilmeniz Gereken 6 Gerçek

Retinopati

Retinopati, diyabetin önemli komplikasyonlarından biridir. Retinalarda bulunan küçük arterler pıhtılaşamadan kırılır. Sonuçta bu durum, görüşü etkiler. Elbette görmedeki herhangi bir rahatsızlık, düşme ve kemikleri kırma ihtimalini artırır.

Diyabetli hastalarda en sık görülen kırılma türleri nelerdir?

Diyabetli hastalarda yapılan çeşitli araştırmalar, görece ne sıklıkta kırılma sorunlarıyla karşılaştıklarını saptayabilmiştir. Bu harika bir şeydir çünkü bu araştırmalar sayesinde hastaların vücutlarının hangi bölgelerinin en sık kırıldığı bilgisini öğrenebiliriz.

Öncelikle tip 1 diyabet var. Tip 1 diyabette, hastanın vücudunda yeterli miktarda insülin yoktur. Bu nedenle harici ve yapay olarak daha çok insulin almaları gerekir. Tip 1 diyabeti olanlar, görmeyle ilgili sorunların yanında osteoporoz olma eğilimindedirler.

Birçok hasta, günün her anı için uygun dozları karıştırma eğiliminde olduğundan, bu durumda hipoglisemi de önemli bir rol oynar. Muhtemelen şimdiye kadar öğrendiğiniz gibi, düşük şeker seviyesi de baş dönmesi yapıp kazaların olmasına yol açabilir.

Bu tip diyabette en sık görülen kırıklar, kalça ve omurga kırıklarıdır. Özellikle eş zamanlı olarak kardiyovasküler ve renal (böbrek) hastalıkları olan kişilerde durumun böyle olduğu not edilmiştir.

Öte yandan tip 2 diyabette en sık görülen kırıklar ön kol ve kalça kırıklarıdır. Bu hastaların kemik yoğunluğu, nüfusun geri kalanından çok farklı olmasa da profesyoneller, şekerin, kemik mekaniğini etkilediğinden şüpheleniyorlar.

diyabet hasta ölçüm aleti

Diyabetli hastalarda kırılma riski nasıl önlenir

İstatistikler diyabetli hastalar arasında kırılma riskinde artış olduğunu gösterse de, bu hasarı önlemek için yapabileceğiniz şeyler (glisemik kontrolün dışında) vardır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, burada en önemli şey bir uzmanla görüşmek ve sürekli olarak onlara danışarak tavsiyelerine uymaktır. Hasta sıkı bir diyet yapmalı ve kardiyovasküler ve böbrek sorunlarının oluşmaması için şeker düzeyini normal aralıkta tutmak amacıyla ilaç almalıdır.

Ayrıca burada fiziksel aktivite son derece önemlidir. Bilmeme ihtimalinize karşı belirtelim; diyabet, uyuşuk bir yaşam tarzı olan ve kas kütlesi daha az olan kişilerde kırık riskini artırır. Spor yapmak şekerin kaslara girmesine yardımcı olur ve kemik dokusunu güçlendirir.

Vücudun D vitamini alması da bahsetmemiz gereken bir şeydir. Çoğu insan, kendisini sık sık güneşe maruz bırakarak bu vitamini alır.

D vitamini, kişinin değerleri çok düşük olduğunda veya yıl boyunca güneş ışığının az olduğu soğuk bölgelerde yaşaması halinde, doktor tarafından yazılan ilaçlarla yapay olarak takviye edilebilir.

Yeşil yapraklı sebzeler, bir kişinin süt ürünlerinden de alabildiği vitaminleri ve kalsiyumu almak için iyi seçeneklerdir. Bu yiyeceklerin düzenli bir şekilde tüketilmesi, kemiklerin yenilenmesine ve iç yoğunluklarını sürdürmelerine yardımcı olur. Sonuç olarak kırıkların oluşma ihtimali azalır.

kemik doku

Densitometri önemlidir

Önleyici tedbirler alınmasının yanında, diyabetli hastalarda densitometriden geçirilmelidir. Bu çalışma, kemik konsantrasyonunu ölçer ve hastaların, daha zayıf doku nedeniyle kemiklerinin kırılma riskinin yüksek olup olmadığını bilmelerini sağlar.

Hastaların hepsi, hastalığın kontrolünü ele alabilir ve kendi kendilerine bakım önlemlerine başvurabilirler. Ancak bir profesyonel ile takip yapılmasının ve kemik hasarı riskini azaltmak için gerekli önlemlerin alınmasının önemini unutmamak hayati önem taşır.

  • Avogaro, Angelo, et al. “Continued efforts to translate diabetes cardiovascular outcome trials into clinical practice.” Cardiovascular Diabetology 15.1 (2016): 111.
  • Velasco, M. Botas, et al. “Actualización en el diagnóstico, tratamiento y prevención de la neuropatía diabética periférica.” Angiología 69.3 (2017): 174-181.
  • Moreno, Luis, and Mayra Guerrero. “Características de la neuropatía autonómica cardiovascular en pacientes con Diabetes Mellitus tipo 2.” Boletín Médico de Postgrado 35.1 (2019): 48-53.
  • Romero-Aroca, Pedro, and R. Sagarra. “La retinopatía diabética e hipertensiva.” Revista COMCORDOBA 14.7 (2018): 382-393.
  • Martínez, Sonsoles Botella, et al. “La paradoja diabética: densidad mineral ósea y fractura en la diabetes tipo 2.” Endocrinología y Nutrición 63.9 (2016): 495-501.
  • Formiga, Francesc, María Daniela Freitez Ferreira, and Abelardo Montero. “Diabetes mellitus y riesgo de fractura de cadera. Revisión sistemática.” Revista Española de Geriatría y Gerontología 55.1 (2020): 34-41.
  • Martínez Laguna, Daniel. Efecto de la diabetes mellitus tipo 2 sobre la incidencia de fractura osteoporótica. 2017.
  • Navarro Despaigne, Daysi Antonia, and Alina Acosta Cedeño. “Osteoporosis y tratamiento para la diabetes mellitus.” Revista Cubana de Endocrinología 30.1 (2019): 50-53.
  • de Endocrinología Diabetes, Asociación Colombiana. “Metabolismo Óseo.” Revista Colombiana de Endocrinología, Diabetes & Metabolismo 4.2 (2017): 89-90.
  • Duran-Agüero, Samuel, Leslie Landaeta-Díaz, and Lilia Yadira Cortes. “Consumo de lacteos y asociacion con diabetes e hipertensión.” Revista chilena de nutrición 46.6 (2019): 776-782.