Kendinizle Nasıl Barışabilirsiniz

· 9 Ocak, 2018
Kendimizle barışmanın ve kendimizi cezalandırmaya bir son vermenin vakti geldi. Bedenimizden ve gerçekte olduğumuz kişiden memnun olmayı öğrenmeliyiz ki özsaygımızı daha fazla zedelemeyelim.

Kendimle barışmak istiyorum. Ne de olsa kendime o kadar zarar verdim ve kafa karıştıran mesajların beni yönetmesine öyle çok izin verdim ki kendimin en kötü düşmanı haline geldim.

Sadece dışarı çıkmakla bile daha ince olmamız, kırışıklıklarımızı gizlememiz, daha gür saçlara sahip olmamız gerektiğini söyleyen bir sürü mesaj, reklam ve afiş bombardımanına tutuluruz.

Peki ya birkaç kilo fazlamız, derin kırışıklıklarımız ve ince saçlarımız varsa? Bunun yüzünden kendimizi kötü ya da üzgün hisseder miyiz? Hatta kendimize acır mıyız?

Bununla birlikte, önümüze koyulan gerçeklik bu olsa da bunun doğru ya da yanlış olduğunda karar vermek bize düşer. Bunun için sadece başka kültürlerin farklı güzellik standartlarına bakmak yeterlidir.

Neden zamanla değişecek olan, gerçekçi olmayan ve ulaşılması zor bir şeye hayatlarımızı yönetecek gücü atfetmeye devam ederiz?

Mükemmeliyet Çukuru

kendinizi sevin

Toplumun üzerimize yüklemeye çalıştığı bu mükemmeliyet arayışına kapıldıkça aslında bu çukurda daha da derinlere düşmeye devam ederiz.

Bunun bir sonu ya da çıkış yolu yoktur çünkü çok fazla anlam yüklediğimiz kilomuz, itibarımız, güzelliğimiz ile ilgili her bir yandan mesaj bombardımanına uğruyoruz.

Güzel ve çirkin, iyi ve kötü arasında gidip geliyoruz.

Bunun bir orta yolu yokmuş gibi gelir, ya hep ya hiçtir.

Muhtemelen sabah iyi uyanmışızdır. Aynada gördüğümüz kişiden memnunuzdur. Ancak evden ayrılığımızda maruz kaldığımız eleştiriler ve reddedilmeler mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaratır.

Herkesin onayını almak ve toplumun geri kalanının bizi kabul etmesi için uyum sağlamak isteme eğilimindeyiz.

Bununla birlikte, eşsiz ve farklı olan bir şey daha fazla göz önünde olsa da kendimizi başkalarıyla karşılaştırmamayı öğrenmek önemlidir.

  • Bacaklarımız gerçekte daha kalınken inceymiş gibi davranamayız. Gerçeği kabul etmemek ya da reddetmek hiç iyi sonuçlar doğurmayan bir endişeler döngüsü yaratabilir.
  • Olmadığınız kişiymiş gibi davranmayın. Toplumun güzellik normlarını doğru olarak kabul etmeyin. Aslında bu normlar zamanla değişen algılarla beraber büyük ölçüde değişmiştir.
  • Bunun doğru olduğunu görmek için sadece geçmişe bir dönüp o dönemlerdeki güzellik standartlarının ne olduğuna bakmak yeterli olacaktır.

Kendimizi bunlara kapılmaktan alıkoymayı öğrenemedik mi?

Kendimizle barışmak mümkün

kendinizi affedin

Kendinizle barışmak imkansız değildir. Kendinizi suçlamayı bırakın. Kendinizi eşi benzeri olmayan, özgün ve güzelliklerle dolu biri olarak görmeye başlayın.

Kendi olmayı sorun etmeyen bir kişi dikkatimizi daha çok çekmez mi? Kendine özgü olmak onları diğerlerinden ayırır. Ayrıca reddedilmek umurlarında olmaz. Bu benzersizlik de saygıdeğer insanları çeker.

Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak özsaygımıza acımasızca davranmak demektir ve bu şekilde yeterli, diğerleriyle eşit ve onlar kadar değerli olmadığına inanır.

Kendimize zarar verisek mutsuzluk yanında bedava gelir. Dahası, sadece estetik meselesi olan konular yüzünden kendimizi incitmeye izin vermeyerek hayattan keyif almayı hak ediyoruz.

Kendimizle barışmak sadece sığ inanışlarla değil, çevremizden gelen içimize işlemiş diğer tüm görüşlerle de ilgilidir.

Örneğin, herkese karşı iyi olmak istediğimiz ya da sevginin yanlışlara katlanmak anlamına geldiğini düşündüğümüz için “hayır” diyememe eğilimimiz vardır.

Bu yanlışlar yüzünden bize zarar veren ilişkilerin içinde kendimizi buluruz. Bu ilişkiler bize rahatsızlık duyduğumuz durumlar yaşatır. Ancak bunu ve en fazla önemi neye vereceğimizi bize toplum böyle öğretti.

Her şeyi sorgulamayı öğrenmeli ve gözlerimizi başkalarının idealize ettiği ve benimsediği doğrulara değil asıl gerçekliğe açmalıyız.

Kendimizle barışmak mümkündür. Bize doğru diye öğretilen ve hayatımızı zorlaştıran her şeyi geri iade edin.

Bu ağır yükten kurtularak kendimizi suçlamayı ve başkası gibi olmak istemeyi bırakmanın ve özgür olmanın artık zamanı geldi.

Vakit nasıl parlayacağımızı düşünme vaktidir.