Perikardiyal Efüzyon: Tanı ve Tedavi

22 Aralık, 2019
Perikardiyal efüzyon tanısı koymak için uygulanan temel yöntem ekokardiyografidir. Bu yazıda size bu hastalıkla ilgili her şeyden bahsedeceğiz. 

Perikardiyal efüzyon, kalbin etrafında sıvı birikmesini kapsayan bir durumdur. Bazen bir hastalıkla ilişkilidir. Ancak diğer zamanlar nedenini belirlemek için spesifik bir şekilde izleme ve değerlendirme yapılması gerekir.

Bazı durumlarda herhangi bir sebebin bulunması mümkün olmayabilir. Hatta ciddi sorunlara yol açmadan kronik hale bile gelebilir. Ancak tedavi edilmesi çok önemlidir.

Tipik olarak tedavi perikardiyal efüzyona yol açan sorunu çözmeye ve perikardiyal efüzyonun semptomlarını yönetmeye odaklanır. Ancak sebep bilinmiyorsa, klinik yönetim perikarditte olduğu gibidir.

Perikardiyal efüzyon nedir?

perikardiyal efüzyon kalp ritmi

Bu durum kalbin zarları arasında sıvı birikimini ifade eder.

Perikardiyal efüzyon, perikardiyal boşlukta anormal şekilde sıvı birikmesi anlamına gelir. Perikardiyum iki katmandan oluşur: seröz katmanı ve fibröz katmanı.

Bu iki katman arasındaki boşluğa perikardiyal boşluk adı verilir. Normalde 50 ml’e varan seröz sıvı alabilir. Enflamatuar veya enfeksiyöz bir süreç olduğunda sıvı birikimi artar ve perikardiyal efüzyon oluşur.

Ayrıca bu durum, sıvının yeniden emiliminin azalması nedeniyle de ortaya çıkabilir. Genel olarak bu, artan sistemik venöz baskısı sonucunda oluşur. Sonuçta baskıdaki artış tipik olarak konjestif kalp yetmezliği veya pulmoner hipertansiyon kaynaklıdır.

Okuyun: Kadınların Kalp Sağlığı İçin Faydalı 7 Yiyecek

Tanı

Perikardiyal efüzyonun klinik sunumu sıvının birikim hızına bağlıdır. Tipik semptomlar nefes darlığı ve göğüs ağrısıdır. Mide bulantısı, disfaji, boğuk seslilik ve hıçkırık da yaygın görülen semptomlardandır.

Bir tıp uzmanı perikardiyal efüzyondan şüphelendiğinde, aşağıdaki testlerden birinin veya birkaçının yapılmasını isteyebilir:

  • Ekokardiyografi. Doktorun efüzyonun büyüklüğünü taramasını ve kalp fonksiyonunu değerlendirmesini sağlar.
  • Elektrokardiyografi. Bu test potansiyel tıkanma modellerini tarayabilir.
  • Göğüs röntgenleri. Bu röntgenler, tıp uzmanının perikardiyal efüzyonun büyüklüğünün ne olduğunu belirlemesini sağlarlar.

En yaygın olarak bilinen tanı testi ekokardiyografidir. Ancak bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans daha geniş bir görüş alanı sunarlar. Buna rağmen erişilebilirlik ve maliyetler nedeniyle tıp uzmanları bu yöntemlere çok sık başvurmazlar.

Her durumda, ekokardiyografik değerlendirme beş anahtar değişkenin belirlenmesini sağlar: Boyut, süre, dağılım, bileşim ve hemodinamik etkiler. Tıp uzmanları bunları doğru tedavi kürüne karar vermek  üzere perikardiyal efüzyonun nedenini belirlerken kullanırlar.

Perikardiyal efüzyon tedavisi

avuç çeşitli haplar

Tipik olarak bu vakalar için gösterilen tıbbi tedavi steroid yapıda olmayan anti-enflamatuvar ilaçlardır.

Kapsamlı olarak bakılacak olursa, perikardiyal efüzyon tedavisi doğrudan pek çok faktöre bağlıdır. Bunlardan bazıları biriken sıvının miktarı, kardiyak tamponadın varlığı ve sebep olarak sıralanabilir. Genellikle sorun, doktorlar sebebini tedavi eder etmez yok olur.

Perikardiyal efüzyonu yönetmede ilk adım büyüklüğünü belirlemektir. Ayrıca doktorlar, hastalığın hemodinamik belirginliğini tanımlamalı ve olası ilgili hastalıkların ne olabileceğini de belirlemeliler. Vakaların yaklaşık yüzde 60’ında altta yatan bir hastalık vardır.

Tamponad yoksa veya tamponadın oluşum riski dikkate değer değilse, pek çok doktor istirahati ve anti-enflamatuvar tedaviyi önerir. Sıklıkla kolşisin ve kortikosteroid ilaçlar da yazarlar.

Ancak tamponad oluşması riski varsa veya efüzyonun ilerleme riski yüksekse, doktorların perikardiyosentez yapmaları gerekir.

Bu prosedürü uygulamak mümkün olmadığında veya uygulama girişimi başarısızlıkla sonuçlandığında, bir sonraki adım açık cerrahi drenajdır. Bu perikardiyal bir pencerenin yaratılmasını ve biyopsiyi de içermelidir.

Bunu da okuyun: Kalp Krizini Önlemek İçin 6 İpucu

İzleme ve prognoz

Genellikle idyopatik perikardiyal efüzyonun ve perikarditin prognozu iyidir. Bu sayede komplikasyon riski çok düşüktür. Kronik idyopatik perikardiyal efüzyon vakalarında, kardiyak tamponad ölçeklenme ihtimali yüzde 30 ile yüzde 35 arasındadır.

Diğer efüzyon tipinde, prognoz, öncelikle duruma yol açana nedene ve perikardiyal efüzyonun boyutuna bağlıdır. Toplamda tüm vakaların yaklaşık üçte birinde, 10 mm’den büyük olanlar kötüleşir ve tamponada dönüşürler.

Ancak ılımlı seviyedeki idyopatik efüzyonların her altı ayda bir ekokardiyografi ile izlenmesi tavsiye edilir. Şiddetli seviyedeki efüzyonlarda hasta her üç ayda bir izlenmelidir. İdyopatik olmayan efüzyonlarda, izleme, perikardiyal efüzyona yol açan hastalığa bağlı olacaktır.

  • CLAVERÍA, C., VERGARA, L., NEGRÓN, S., & ZELADA, P. (2009). Derrame pericárdico, enfrentamiento clínico. Revista chilena de pediatría, 80(3), 267-273.