Hayatta Kimse Size Yardım Etmez: Her Şey Kendi Çabanızla Olur

· 28 Mart, 2017

Başarının bazen güvensizlikle izlendiği bir toplumda yaşıyoruz.

Hayatta mükemmelleşmenin çaba gerektirmediğini düşünenler var. Bazıları, başarının üçüncü tarafların etkisinden kaynaklandığını düşünmektedir. Hatta bazen de, kader veya şans sayesinde olduğunu söylemektedirler.

Bu doğru olabilir. Dış etkilerin bazı insanların yeterli yetkinlikleri olmadan hareket etmesine yardımcı olması mümkündür. Ancak, yetenek diye bir şey vardır.

Eğer bir alanda iyiyseniz, bu genellikle çok çalıştığınız içindir. Bu, gece geç saatlere kadar çalışmanızdan, günlük çabalarınızdan, fedakarlıklarınızdan ve teslim olmak için hiç yer bırakmayan sürekli savaşınızdan gelmektedir.

Çünkü herkesin bildiği gibi, hiçbir şey bedava değildir. Bununla birlikte, kendilerini hiç çalışmadan sadece hayal kurarak ve evrendeki bir talih sayesinde “her şeyin sıraya gireceğini” düşünerek sınırlayan insanlar da var.

Fakat başkaları, hayallere erişmek için sadece tek bir sihirli formül olduğunu bilirler: çok çalışmak.

Bunun üzerine düşünmenizi istiyoruz.

Sahip olduğunuz her şey sıkı çalışmanızın sonucudur

Yazar Wally Lamb bir keresinde, “Kader kartları karar, fakat oyunu oynayan biziz.” demiştir.

Arkadaşlarının mutluluğunun, komşusunun işinin başarısının sadece bir tesadüf olduğunu düşünenler yanılırlar.

O kadar yanlışlardır ki, kendilerine tatmin edici mazeretler bulmaya çalışırlar. Bunu şu kanıtları gizlemek için yaparlar: başkalarını kendilerinden daha mutlu görmekten rahatsız olurlar.

Bu mesele kesinlikle şok edici olabilir. Fakat, bu gerçeklik, ilginç psikolojik süreçleri gizlemektedir. Birazdan başarı, zorluklara göğüs germe kıskançlık ile ilgili bazı önemli özellikleri açıklayacağız.

Uzak mutluluğun iki ucu keskin kılıcı

“Mutlu olmanı istiyorum, ama benden daha fazla değil”. Bu fikir, “yanlış bir arkadaşın” hep hayal ettiğimiz hayatı yaşadığımızı gördüğünde ne hissettiğini özetlemektedir.

Şimdiye kadar tanıdıklarınızdan birinin bu şekilde hissettirdiğini fark ettiyseniz, bunun nedenini bilmek önemlidir…

  • Yakın çevreleri üzerinde belirli bir kontrol kurmaya ihtiyaç duyanlar vardır. Bu kontrol aynı zamanda koşulların eşitliği üzerine kuruludur. Eğer birisi bu dengeden çıkarsa, sorgulanır ve reddedilir.
  • Bu kontrol ihtiyacı gerçekte düşük özsaygıyı gizler. “Etrafımdaki herkes benim kadar kötüyse, yetersizliğim öne çıkmaz” diye düşünürler. Koşulların bir eşitsizliği vardır.

Dolayısıyla, bu kişiler, işinizin bir şekilde kendilerine eşit veya onlardan daha iyi olduğunu gördüklerinde yenilmiş gibi hissederler.

Azim her zaman sonuç getirir: aksini söyleyenleri dikkate almayın

“Neden oraya başvurmak istiyorsun? Hepsi sahte ve orada çalışan kişiler sadece iyi bağlantıları olan kişiler!”, “Neden ona aşık oldun? O senin için çok iyi, zamanını boşa harcıyorsun! ”

Zaman zaman böyle cümleler duymuşuzdur. Yere, içeriğe ve söyleyen kişiye bağlı olarak değişebilirler. Fakat fikir aynı kalır: Sizin kanatlarınızı koparmak ve hayallerinizi öldürmek istemektedirler, böylelikle onlar sizden daha mutlu olmaya devam edebilirler.

Gerçekçi olmamız gerektiği doğrudur, çünkü zaman zaman pamuk bulutların üzerinde kartondan evler inşa ederiz.

Fakat, hedefimiz açık, mantıklı ve mümkün olduğunda, bunun gerçekleşmesi için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekmektedir.

Günlük gayret, azmin bir yansımasıdır. Zamanını, duygularını, hayallerini ve varlığının her telini yatırım yapmayanlar hedeflerine ulaşamazlar.

Bu, bu yazıda gördüğümüz bir şey yüzündendir. Hayatta kimse hiçbir şeyi bedavaya elde etmez.

Asla teslim olmayın

Azim ve günlük gayretin yanı sıra, yılmayan bir tutum vardır: teslim olmamak.

Bir hedefe ulaşmak isteyen herkes başarılı olamaz veya başarı zamanında gerçekleşmez. Çünkü aynı zamanda, birçok dış faktörle yüzleşmek gerekmektedir.

Bunlar sadece daha önce bahsettiğimiz sahte arkadaşlar, “hayal katilleri” değildir. Toplumun koyduğu engeller ve onun yapıları, arka kapıları, filtreleri, duvarları… Ve tabii ki hep karşılaştığımız hilelerdir.

Güçlü durmanız gerek! Bir şeyi başarabildiğinizi gördüğünüzde bunun için savaşmalısınız. Herkesin ayakta kalamadığı hırçın denizlere karşı cesur olun. Çünkü, bazen sadece yeteneğe sahip olmak yetmez.

Bazen, sağlam bir cesarete ve asil, güçlü, değişmez bir zihne sahip olmanız gerekir.

Ancak o zaman hak ettiğimiz başarıyı elde edebiliriz.