Koşmak kasları yıpratmaz: Koşuyu ağırlık antrenmanıyla birleştirmenin 5 püf noktası

Koşmaya çıkarsan spor salonunda kazandıklarınızı kaybedersiniz diye bir şey duydunuz mu? Kardiyo egzersizinin “kasları yok ettiği” düşüncesi oldukça yaygındır, ancak koşu hacmi ve yoğunluğu kuvvet antrenmanına uygun olarak ayarlanırsa bu görüş geçerli değildir. Sorun koşmak değil; vücudun seanslar arasında toparlayabileceğinden daha fazla toplam yük biriktirmektir.
Biraz sağduyu ile planlandığında, bu iki disiplini birleştirmek tamamen mümkündür. Aşağıdaki beş ipucu, birinin diğerini engellememesini sağlar.
Antrenman sırası önemlidir
Kuvvet antrenmanı ile koşu aynı güne denk geldiğinde, önce ağırlık antrenmanı yapmak daha uygundur. Ağırlık çalışmasıyla başlamak, kasların ve sinir sisteminin kas kütlesi kazanımı için en önemli uyarıcıya dinç bir şekilde ulaşmasını sağlar; kardiyo ise ana egzersizlerin performansını etkilemeyeceği bir zamana, yani sonradan bırakılır.
Öncelikli hedef koşucu olarak gelişmekse sıra tersine çevrilir, ancak kas büyümesi hedefleyenler için kuvvet antrenmanı her zaman önce gelir.
Bacak antrenmanından önce zorlu koşuları yapmaktan kaçının
Uzun mesafeli veya yüksek tempolu bir koşu, squat, bench press veya deadlift egzersizlerinde ihtiyaç duyacağınız kasları yorar. Yoğun bir bacak antrenmanı planlıyorsanız, bu tür koşuları başka bir zamana bırakmak veya hafif tempolu koşu ya da düşük yoğunluklu bisiklet sürme gibi alt vücut gücünü çok daha az etkileyen daha hafif bir aktiviteyle değiştirmek daha iyidir.
Aynı gün her ikisini de yapmak zorunda kalırsanız, aralarında birkaç saatlik bir ara bırakmak, aynı bacakları tekrar zorlamadan önce kas yorgunluğunun geçmesini sağlar.
Önceliğiniz kas büyümesi ise antrenmanları ayırın
Ana hedefiniz kas kazanımıysa, kardiyo ve kuvvet antrenmanlarını birkaç saat arayla ya da doğrudan farklı günlerde ayırmak, bu iki uyarıcı arasındaki etkileşimi azaltır. Bu durum, koşma ve squat hareketlerinin aynı kas grupları ve aynı enerji rezervleri için rekabet ettiği alt vücut için daha da önemlidir.
Pratik bir seçenek, koşu seanslarını üst vücut antrenman günleriyle aynı zamana denk getirmektir; böylece vücudun geri kalanı ağırlıklarla çalışırken bacaklar darbenin etkisinden dinlenebilir.
Toplam koşu hacmine dikkat edin
Haftada iki kez yarım saat koşmakla, kas kazanmaya çalışırken yarı maraton için antrenman yapmak aynı şey değildir. Yüksek koşu hacmi genel yorgunluğa yol açar, uyku kalitesini bozar ve hem spor salonunda hem de koşuda performansı düşürür.
Kaldırdığınız ağırlıklarda ilerleme kaydedememek, normalden daha fazla yorgunluk hissetmek veya normalden daha kötü uyumak, koşu hacminin antrenmanın geri kalanının kaldırabileceğinden daha fazla yük oluşturduğunun işaretleridir. Koşu mesafesini ve sıklığını antrenmanınızın geri kalanına göre ayarlamak, kardiyo antrenmanının kuvvet kazanımınızı engelleyen bir faktör haline gelmesini önler.
Aerobik kapasite de toparlanmaya yardımcı olur
Kardiyo, kasların düşmanı değildir. Daha iyi bir aerobik kapasite, genel efor toleransını artırır ve kan dolaşımını iyileştirip yorgunluğu giderme yeteneğini geliştirerek, setler arasında ve yoğun antrenman seansları arasında toparlanmaya katkıda bulunur.
Sorun, ağırlık çalışması ve koşuyu bir araya getiren toplam yükün, vücudun bir antrenman seansı ile bir sonraki arasında toparlanabileceğinden daha fazla olması durumunda ortaya çıkar. Bu kriter doğrultusunda ayarlandığında, koşu ve ağırlık çalışması birbirinden ödün vermek zorunda kalmadan bir arada yürütülebilir.
Bu metin yalnızca bilgilendirme amaçlı sunulmuştur ve bir profesyonelle görüşmeyi yerine geçmez. Şüpheleriniz varsa, uzmanınıza danışın.







