Bilgelik Önemsiz Şeyleri Kafaya Takmamaktır

· 31 Mart, 2017
Size yakın olan kişilerin neden olduğu acıları kafaya takmamak bazen zor olabilir. Ancak kendi iyiliğimiz için bunu başarmayı öğrenmeliyiz.

Winston Churchill’in söylediği bir söze göre arkasından havlayan her köpeğe taş atmak için uğraşan kişi amaçlarına asla ulaşamaz. Bazen değiştiremeyeceğiniz şeyleri göz ardı etmek ve uğraşmaya değmeyecek kadar önemsiz meseleleri bir kenarı koyup yolunuza devam etmek bir bilgelik işaretidir.

Şimdi… Neyin kafaya takmaya “değeceğini” neyin ise değmeyeceğini nasıl anlayacağız? Bu hepimizin kendi başına karar vereceği bir konudur çünkü her mesele kendine özgü ve kişiseldir.

Bugün, kişisel gelişimi de göz önüne alarak sizleri bu önemli konu üzerine düşünmeye davet ediyoruz: Bizi ilerlemekten alıkoyan meseleleri hangi durumlarda ciddiye almalı ve hangi durumlarda görmezden gelmeliyiz?

Akıllıca görmezden gelme sanatı ve bilgelik

Akıllı bir şekilde görmezden gelmek veya aldırmamak bir sanat, bilgelik ve olgunluktur. Ama gerçekten önemli olan şeyleri ise hafife almamalıyız:

  • Bizi seven ve gelişimimizi destekleyen kişileri,
  • Bizi hedeflerimize ve amaçlarımıza ulaştıracak olan yeteneklerimiz gibi sahip olduğumuz kişisel özellikleri önemsiz görmemeliyiz.
  • Bizim sorumluluğumuzda olan kişilerin ihtiyaçlarının önemsiz olduğunu asla düşünmemeliyiz.

Aldırmama sanatını uygulamaya geçirmek için yardımcı olacak birkaç stratejiyi gelin birlikte inceleyelim.

Şu da ilginizi çekebilir: Sabır ve Sessizlik: Bilge İnsanların Erdemleri

eldeki kelebek

Yaptığımız en büyük hata mutluluğu “ertelemek”

Psychology Today’de yayınlanan ilgi çekici bir makaleye göre insanlar karşılarına çıkan fırsatları o anın doğru zaman olmadığını düşündükleri için kaçırıyorlar.

“Şu an doğru zaman değil” düşüncesine inanmamızı sağlayan şey nedir?

  • Diğer insanların konuşmaları ve eleştirileri. Örneğin: Evliliğinizde çok mutsuzsunuz ancak anne ve babanız “biraz daha dayanmanızı” söylüyorlar.
  • Başkalarını hayal kırıklığına uğratma korkusu içinde olmak ve hatta çok az daha dayanırsanız bir şeylerin değişeceği, mutluluğun birdenbire geleceği düşüncesine kapılmak.

Mutluluk asla ertelenmemelidir. Eğer aklınız ve kalbiniz bir şeylerin yolunda gitmediğini söylüyorsa, size bunun tam tersini söyleyen her türlü düşünceyi bir kenara bırakmanın vakti gelmiş demektir. Ancak bunu yapmak cesaret gerektirir.

Eleştirileri ve kırıcı yorumları bir kenara atın

İlk bakışta eleştirileri ve kırıcı yorumları ciddiye almamak kolay gibi görünebilir. Gerçekte ise bu çok fazla çaba gerektirir, çünkü öz saygımız üzerinde direkt bir etkisi vardır.

  • Bizi en çok etkileyen olumsuz yorumlar önemsediğimiz kişilerden gelenlerdir.
  • “Ailemden, eşimden veya en yakın arkadaşımdan gelen eleştirilerin beni olumsuz etkilemesini nasıl engellerim?” Açık olmak gerekirse sizin mutluluğunuzu destekler ve size saygı duyarlar.
  • Sizi gerçek anlamda önemseyen birisi kişisel gelişimizi engellemez, özgüveninize zarar vermez ya da imalı ve küçümseyici konuşmalarla size rencide etmez.

Bu tür durumlarda diğer insanların olumsuz davranışlarını yok saymak yapılabilecek en akıllıca davranıştır.

Bu da ilginizi çekebilir: Üç Bilge Maymunun İnanılmaz Gerçek Öğretisi

uçan kelebekler

Kendi kendinizi sınırlayan düşüncelerin farkına varmak cesaret gerektirir

Bazı durumlarda en büyük düşmanımız beynimizin içinde bulunur: 

Çocukluğumuzdan beri içimizde taşıdığımız ve bizi sınırlayan bazı düşünce ve davranışlar ya da diğer insanların bize aşıladığı ve “nasıl yapılacağını bilmiyorum”, “yapamam” gibi düşüncelere kapılmamıza neden olan ya da çocukluğumuzdan beri içimizde barındırdığımız sınırlayıcı davranış ve düşünceler vardır.

  • Bize mutluluk getirmekten ziyade zarar veren insanları, durumları ve çeşitli şeyleri göz ardı etmeye başlamak için gerekli olan cesaret bazen düşük özgüven tarafından yok edilir.
  • Kendini kişisel olarak güvende hissetmemek de bu karmaşık duruma sıklıkla yol açan bir diğer nedendir.

Bunlar sadece birkaç küçük örnek olmasına rağmen biriktikleri zaman hayatımızın merkezine yerleşerek diğer insanların bizim isteklerimizi etkilemesine neden olurlar ve bu hiç doğru bir şey değildir.

Ayrıca önemsiz meseleleri ciddiye almamayı öğrenmek kişisel cesaret sanatının bir parçasıdır. Genel inanışa göre mutlu olmak için düşünüp karar vermeli ve “HAYIR” diyebilmeliyiz.