Dokunma ve Olağanüstü İyileştiren Gücü

3 Mart, 2019

Dokunma ve iyileştirici gücü, kelimelere gerek kalmadan yaşadığımız muhteşem bir deneyimdir. 

Vücudumuzun, her zaman göz önünde olan bir parçası var – çalışmak, temizlik yapmak ve kendimizi ifade etmek için düzenli olarak kullandığımız, durmadan çalışan o arkadaşlarımız… ellerimiz.

Dokunma dilinin mucizesini gerçekleştirmek için ellerimizi kullandığımızda yalnızca iletişim kurmaz, aynı zamanda iyileştirebiliriz de.

Ayrıca bakınız: Her Gün Daha Çok Sarılmak İçin 10 Neden

Dokunma ve iyileştirici gücü

dokunma ve iyileştirici gücü

Amerikan Psikiyatri Dergisi tarafından yapılan çeşitli araştırmalara göre; sevgi dolu dokunuşlar, üstümüzde tüm ilaçlardan daha güçlü bir etki yapabilen, çok anlamlı ve iyileştirici hareketlerdir.

Sarılmak, yüze veya omuza dokunmak oksitosin hormonu salgısını arttırır. Bu hormonun, vücudu tamamen rahatlatabilme özelliği vardır ve üzgünlük ve depresyona karşı vücudun en iyi savunmasıdır.

Başkalarından aldığımız bu olumlu uyarıcıların, hiç unutmamamız gereken önemli bir işlevi vardır: dokunma, duygusal olgunluğumuzu ve hatta insan olarak gelişimimizi belirler…

Hadi şu örneğe bir göz atalım: ailesi olmayan ve çocukluklarını talihsizce yetimhanelerde geçirmek durumunda kalan çocuklar ile ilgili de birçok çalışma yapılmıştır.

Buralardaki sefalet, ilgi eksikliği ve toplumdan dışlanmanın çocukların olgunlaşması üzerinde çok güçlü bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.

Bu çocuklardan bazıları, sırf gözyaşlarının dikkate alınmasından umudu kestikleri için ağlamaktan vazgeçmiştir.

Çocukların bazılarında ergenlik çağına kadar nevrotik bozukluklar görülür, çevreleri yüzünden uygun sosyal gelişimi sağlayamazlar ve kişilik sorunları olur.

Aileleri fiziksel temas, şefkat ve sevgi gösterdiği çocuklarla bu çocukları kıyasladığımızda durumun çok daha ağır olduğunu görüyoruz.

Ayrıca bakınız: Şefkat Göstermek Birinin Ruhuna Dokunmaktır

nefes alan mutlu kadın

Bir annenin; bebeğini kollarına alması ve tenine temas etmesi, çocuğun sosyal ve duygusal gelişimi için çok mühimdir. Bu asla unutulmaması gereken bir şeydir.

Sarılmak veya kola ufak bir dokunuş gibi sevgi dolu hareketlerin, ortak duyguların ifade edilmesini sağlayacağını daima hatırlamalıyız.

Dahası, dokunma ve diğer şefkat ileten hareketler yalnızca öz güveni arttırıp sevginizi göstermekle kalmaz, aynı zamanda duygusal dayanıklılığı ve bağları güçlendirir.

Stresi azaltmak için dokunma

İnsan dokunuşunun sakinleştirici bir etkisi vardır, yani içinde bütünleşmiş ve kabul edilmiş hissedebileceğimiz sade bir ortam yaratır.

Bir insana hiçbir şekilde dokunulmadığında, üzgünlük ve soyutlanma yaşayabilir ve bu da çok daha büyük bir risk olan depresyona dönüşebilir.

Bu durum bütün yaş guruplarındaki bireyler için geçerlidir; terk edilmiş hisseden çocuklar, neredeyse hiçbir zaman fiziksel ve sevgi içeren temaslarda bulunmayan ve yavaş yavaş uzaklaşıp ilişkileri sonlanan aşıklar veya çevrelerinde yeterince sevgi ve anlayış bulamayan yaşlılar.

Bunun gibi birçok örnek mevcuttur ve sorunun temeli hep aynıdır: insanların karakterleri; fiziksel temas, ilgi, şefkat ve sevecenlik sayesinde oluşur. Yani sevme ve sevilme eylemleri sayesinde.

Bazen hayvanlar bile bunu bize hareketleriyle gösterirler. Bize yakın olabilmek, üstümüze atlamak ve kucağımızda oturmak için daima yolumuzu gözleyen evcil hayvanlarımızı, kedi ve köpeklerimizi bir düşünelim.

Sorgusuz sualsiz samimi hayranlıkları sayesinde kendilerini bir şekilde sevdirirler… Dünyadaki en önemli duygu şudur derler sanki: sevildiğini hissetmek. Dokunuşu hissetmek.