DSÖ’nün Et ve Kanser Üzerine Bulguları

28 Nisan, 2019
Et tüketimi ile kanserin oluşumu arasındaki ilişki nedir? Bu yazıda, Dünya Sağlık Örgütünün bu konuda neler dediğini göreceğiz.

Kanserojen hastalıkların %75 ila 80’inin vücudumuzu değiştiren dış faktörlerden kaynaklandığını biliyor musunuz? Ne yazık ki, yeme alışkanlıklarımız, bu problemin arkasında yatan temel nedenlerden biridir. Bu nedenle, bu yazıda, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) et ve kanser hakkında neler söylediğine odaklandık.

Ne yazık ki, bilim adamları hala neden bazı insanların birtakım kanser türlerinden muzdarip olma ihtimallerinin diğerlerinden daha olası olduğunu belirleyemiyor. Bununla birlikte, çeşitli bilimsel çalışmalarda, genetiğin yanı sıra spesifik çevresel ve davranışsal unsurların, insanların vücut hücrelerinin değişimini etkileyen ana faktörler oldukları belirtilmekte.

Anne-babanız ya da bazı akrabalarınız meme ve kolon gibi bir kanser türüne yakalanmışsa, bu hastalığa olan yatkınlık genetik miras olarak size de geçebilir. Bununla birlikte, genetiğin önemli bir faktör olduğu bilinse de, bu hastalığı geliştireceğiniz anlamına gelmediği açıkça belirtilmelidir.

Ayrıca bakınız: Kanserojen Yiyeceklerle İlgili Uydurma Söylentiler

Aynı şekilde, bu gibi kanserojen değişiklikleri hücrelerinizde üretebilen çevresel ve davranışsal aracılar da vardır.

Bunların arasında tütün ve alkol bağımlılığı ya da sigara dumanı gibi kimyasal bileşenlere veya güneşten gelen ultraviyole ışınlarda olduğu gibi radyasyona maruz kalmak yer alır.

Ulusal Kanser Enstitüsü (UKE), kanseri, bir dizi bağlantılı hastalık olarak tanımlar. Söz konusu hastalıklarda, vücudu oluşturan bazı hücreler kontrolsüz ve kesintisiz olarak büyümeye ve çoğalmaya başlar. Bu şekilde tümör olarak bilinen kitleler oluşur.

Kırmızı et, işlenmiş et ve kanser

et ve kanser

DSÖ, kırmızı eti, aşağıda verilen memelilerden gelen bütün bir kas dokusu olarak sınıflandırır:

  • İnek
  • Öküz
  • Buzağı
  • Domuz
  • Kuzu
  • Keçi
  • At

Buna karşılık, işlenmiş etleri, bir kez hayvandan ayrıldıktan sonra değiştirilmiş bütün etler olarak tanımlar. Bu değişim aşağıda verilen işlemler yoluyla yapılabilir:

Çoğunlukla, işlenmiş etler inek ve domuz gibi hayvanlardan gelir. Bununla birlikte, kan, sakatat ve kırmızı et gibi etin yan ürünlerinden ve kuşlardan da elde edilir.

Ayrıca bakınız: Diyetisyenlerin Nefret Ettiği 7 Sağlık Miti

Bu etlerin en çok bilinen örnekleri arasında:

  • Sosisler
  • Jambon
  • Konserve et
  • Paketlenmiş et
  • Kurutulmuş veya tütsülenmiş et
  • Et bazlı soslar

Dünya Sağlık Örgütünün et ve kanser üzerine olan çalışması

DSÖ tarafından yürütülen bir çalışma, et ve kanser arasındaki ilişkiye dair birtakım ilginç bilgileri gün yüzüne çıkardı. Kırmızı et tüketiminin kolorektal kanserin gelişimini etkilediğine dair kanıtlar henüz sınırlı olmakla birlikte, eti, 2A grubu kanserojen maddelere dahil ettiler, bu da “muhtemelen insanlar için kanserojen oldukları” anlamına geliyor.
işlenmiş et

Öte yandan, bu kurum, çok yüksek oranlarda seyreden kırmızı et tüketiminin kansere neden olduğunu ileri sürer. Sonuç olarak, bu bileşeni sözde grup 1’e dahil ettiler; yani etin “insanlar için kanserojen” olduğu anlamına geliyor.

Raporda, “Bu sınıflandırma, işlenmiş et tüketiminin kolorektal kansere neden olduğunu gösteren epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen yeterli sayıda kanıta dayanmaktadır.” diye belirtilir.

Çalışmanın, işlenmiş etlerin uzun süreli ve sürekli tüketimini grup 1’e dahil ettiğini açıkça belirtmemiz gerekir.

Et Tüketiminin Yarattığı Riskler

Küresel Hastalık Yükü Projesinden gelen tahminlere göre, DSÖ, işlenmiş et oranı yüksek olan diyetlerin, dünya çapında, bir yılda kanser kaynaklı yaklaşık 34.000 ölümden sorumlu olduğunu belirtmektedir.

Ayrıca, işlenmiş et tüketiminin kolorektal kanserin bir nedeni olduğunu iddia ediyorlar. Buna ek olarak, mide kanseriyle bir bağlantısı olduğunu da.

Ancak, ellerinde bulunan kanıtların tamamen kesin olmadığını açıkça belirtiyorlar.
et

Genel olarak, günde 50 gram işlenmiş et tüketmek, kolorektal kansere yakalanma ihtimalinizi yaklaşık olarak %18 oranında artırır.

Her şeyde aşırıya kaçmadan

Et ve kansere karşı mücadelede bir cevap arayışında olan Dünya Sağlık Örgütü, 2002 senesinde yayınlanan tavsiyelerini onayladı. Burada, kolorektal kanserin oluşma riskini azaltmak için bireylerin tükettikleri işlenmiş et miktarını azaltmalarını ve bunu da kontrollü bir şekilde yapmalarını tavsiye ediyorlar.

Bu tavsiye, Uluslararası Kanser Araştırmaları Merkezi (UKAM) tarafından sunulan bilimsel kanıtlara paralellik gösterir. Bu merkezde, 10 ülkeden 22 uzman, 800’den fazla farklı kanser vakasını incelemek adına çalışmalar yürütmüştür.

Bu çalışmalardan bazıları bize her iki et türü hakkında birtakım veriler sunar. Bunun yanı sıra, 700 epidemiyolojik analiz, kırmızı et hakkında ve 400’den fazlası ise işlenmiş etler hakkında veriye ulaşmamızı sağlar.

Bu bilgileri değerlendirdikten sonra, ortaya çıkan en iyi öneri, bu gibi ürünlerin tüketiminin kontrollü bir biçimde gerçekleştirilmesi gerektiği hakkındadır. Bunun yanı sıra, vücudunuza ihtiyaç duyduğu tüm besin maddelerini sunan, dengeli bir beslenme planının benimsemek de çok önemlidir.

Konu hakkında herhangi bir sorunuz olduğunda, bir beslenme uzmanına danışmalısınız.

Bu şekilde, vücudunuzun belirli ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayan eksiksiz bir diyete sahip olabilirsiniz.

American Cancer Society. (2017). World Health Organization Says Processed Meat Causes Cancer. Retrieved from https://www.cancer.org/latest-news/world-health-organization-says-processed-meat-causes-cancer.html

WHO. (2016, May 17). Q&A on the carcinogenicity of the consumption of red meat and processed meat. Retrieved from https://www.who.int/features/qa/cancer-red-meat/en/