Aile İçindeki Yaralar Daha Zor İyileşir

4 Şubat, 2018
İşlevsiz ve sarsıcı bir aile geçmişinin bugünümüzü ve geleceğimizi etkilemesine izin veremeyiz. Mutlu olmak için bunu aşmak ve kendimizi iyileştirmek zorundayız.

Aile içindeki yaralar sarsıcı, boş ve derin yaralardır ve her zaman tamir edilemezler.

Ebeveyn yokluğu, toksik bir anne, agresif bir dil, bağrışmalar ya da güven ve sevecenlik eksikliği nedeniyle ortaya çıkan etki, sadece klasik benlik saygısı eksikliği ya da köklü olan korkulardan daha fazlasına neden olur. Çoğu zaman, birçok samimi ve özel sonucun çözülmesindeki zorluk, zihindeki yaraların erken ortaya çıkmış olmasına bağlıdır.

Uzun süreli ve erken yaşta yaşanan stresin, beynin yapısının değişmesine neden olduğunu unutmamalıyız. Böylelikle, duygularla ilgili yapılar değişime uğrayabilir. Tüm bunlar daha çok kırılganlık ve daha fazla çaresizlik yaratabilir. Bu durum, belirli duygusal bozukluklara gelince daha büyük bir risk taşır.

Aile, sosyal dünyayla ilk temas halimizdir. Bu deneyim temel ihtiyaçlarımızı beslemez ise, hayatımızın geri kalanını etkileyebilir. Hayatımızın en erken döneminde yaşanan yaralanmaların üstesinden gelmenin neden bu kadar zor olduğuna gelin birlikte bir göz atalım.

Ait olduğumuz kültür bize ailenin koşulsuz destek sağladığını söyler (ancak, bu bazen yanlıştır)

kız çocukları

Acı çekmeyi, ihanete uğramayı, hayal kırıklığına uğramayı ya da terk edilmeyi düşündüğümüz bir senaryo için son yer şüphesiz ki ailemizin kalbidir. Bununla birlikte, bu durum düşündüğünüzden daha sık olur.

  • Özgüven, teşvik, pozitiflik, sevgi ve güven sunması gereken bu rol modelleri bazen bizi gönüllü ya da istemsiz olarak hayal kırıklığına uğratır.
  • Bir çocuk, bir genç, hatta bir yetişkin için ailede ihanet ya da hayal kırıklığı yaşamak hazır olunması mümkün olunmayan bir travma geliştirir.
  • Bir ailenin kalbinde meydana gelen ihanet, bir arkadaşın ya da bir meslektaşın basit ihanetinden daha acı vericidir. Bu durum, kimliğimize ve köklerimize yapılan bir saldırıdır.

Ayrıca bakınız: Sevgi Dolu bir Çocuğa Sahip Olmak için 5 İpucu

Aile içindeki yaralar nesilden nesillere geçiş yapar

aile içindeki yaralar

Bir aile, soy ağacı, genetik bir kod ya da paylaşılan bir soy isme sahip olmaktan öte bir şeydir.

Aileler hikayeler ve duygusal miraslar paylaşır. Çoğu zaman, sarsıcı geçmişler nesilden nesillere birçok farklı biçimde geçiş yapmaktadır. Örneğin, epigenetik çalışmalar, en yakın çevremizde olan her şeyin genlerimiz üzerinde bir etki bırakabileceğini söyler. Korku, şiddetli stres veya travma gibi faktörler ebeveynlerden çocuklara birçok kez geçiş yapabilir.

Bu durum, bazen olumsuz durumlarla karşılaştığınız zaman, depresyona yakalanma olasılığımızın daha fazla ya da daha az olabildiği veya bu duruma daha iyi ya da daha kötü araçlarla tepki verebildiğimiz anlamına gelir.

Aile içindeki yaralar daha zor iyileşir

Bazı aşamalarda, hepimiz yapabiliriz. Bu kadarının da fazla olduğunu söyleriz ve bu kötü niyetli bağlantıyı kesmeye cesaret ederiz. Bunu travmatik ve işlevsiz ailemizden uzakta durmak için gerekli olan mesafeyi elde etmek için yaparız.

Bununla birlikte, elveda demeye karar verdiğimiz basit gerçeği bize de zarar verir. Kendi içinde yaraları iyileştirmez. Bu bir başlangıç, ancak eksiksiz bir çözüm değildir.

Bir öyküyü, dinamikleri, anıları ya da aradaki boş alanları arkada bırakmak kolay değildir. Bu şeylerin birçoğu kişiliğimizle ve başkalarıyla ilişki kurma şeklimiz ile bağlantılıdır.

Travmatik bir geçmişi olan insanlar daha şüpheli olma eğilimindedir. Bu nedenle, güçlü ilişkiler kurmak onlar adına çok zordur.

Yaralı olan bir kişinin tekrar doğrulanmaya ihtiyacı vardır. Başkalarının bu boşlukları doldurmasını isterler. Bu nedenle, çoğunlukla hayal kırıklığına uğrarlar, çünkü çok az sayıda kişi onlara ihtiyaç duydukları her şeyi sunabilir. Bu tür durumlarda verilebilecek en iyi tavsiye, başkalarında ne bulmanız gerektiğini araştırmadan önce kendinizi bir birey olarak iyileştirmeye çalışmanız gerektiğidir.

Ayrıca bakınız: Zehirli Aileler ve Bu Ailelerin Tipik Özellikleri

Kendimizi sorgulamaya noktasına gelebiliriz

gökyüzüne bakmak

Bu belki de en karmaşık ve üzücü olan şeydir. Erken yaşlarının büyük bir bölümünü işlevsiz bir evde ya da negatif ebeveynlik tarzına sahip bir aileyle geçiren biri, sevilmeyi hak etmediğine inanabilir.

Aldığımız eğitim ve anne ya da babamızla olan ilişkilerimiz, kişiliğimizin ve öz güvenimizin kökenidir. Bu işaretlerin olumsuz etkisi çok yoğundur. Dolayısıyla, çoğu zaman, kendi etkenliğimize, öz değerimize ya da hayallerimize layık olup olmadığımız konusunda şüphe edebiliriz.

Ailemiz bize kanatlar verebilir ya da onları bizden çekip alabilir. Bu durum oldukça üzücü ve yıkıcıdır. Bununla birlikte unutamayacağımız bir şey vardır. Hiç kimse ebeveynlerini ya da akrabalarını seçemez, ancak her zaman, hayatımızın nasıl olacağını seçmek zorunda ve yükümlü olduğumuz bir zaman gelir.

Güçlü olmayı, mutlu olmayı, özgür ve duygusal olarak olgun olmayı seçin. Bunu yapmak için, geçmişinizi yenmeniz ve iyileştirmeniz gerekir.