Elektrolitler Nelerdir ve Ne İşe Yararlar?

05 Kasım, 2020
Elektrolitler, insan vücudunda elektrik yükü içeren maddelerdir. Organizmanın normal işleyişi için temel unsurlardır. Elektrolitler kaybolabilir ve değiştirilebilirler.

Sporcular muhtemelen elektrolitlere en aşina olan kişilerdir. Aynı zamanda, bu maddeler hidrasyon yani sıvı desteği ile ilişkili olarak da çokça tanınmaktadır. Peki elektrolitler nelerdir?

Elektrolitler, kanda ve ayrıca diğer vücut sıvılarında ve hücrelerin içinde bulunan mineral maddelerdir. Harika olan ise, elektrik yüklerini taşıyabilmeleridir. Bu, elektrolitin suda çözünebileceği ve elektrik iletebileceği anlamına gelmektedir.

Organizmalar için çok önemli olan elektrolitlerdeki bir dengesizlik ölümcül olabilmektedir. Elektrolitler vücuttaki sıvı akışı ile bağlantılıdırlar. Ayrıca kanın pH değeri ve asit miktarı ile kasların aktivitesinde de rol oynarlar.

İnsan vücudunun ana elektrolitleri sodyum, klor, kalsiyum, fosfor, magnezyum ve potasyumdur. Bunların her biri için normal kabul edebileceğimiz kan konsantrasyonu değerleri vardır. Örneğin:

  • Potasyum için normal değerler 3.5-5.3 mEq/L.
  • Sodyum için 136-145 mEq/L
  • Klor için ise 97-107 mEq/L arasındadır.

Bu yazı da ilginizi çekebilir: Diüretik Nedir ve Ne İçin Kullanılır?

Elektrolit Dengesizliklerinin Nedenleri

Vücuttaki belirli değerler arasında dalgalanan normal elektrolit dengesi, zaman zaman çeşitli nedenlerle değişiklik gösterebilir. Hormonal değişiklikler, böbrek veya karaciğer hastalıkları ve hatta ilaç kullanımı bile vücuttaki elektrolit dengesini etkileyebilir. Elektrolit dengesizliğinin en yaygın nedenleri arasında şunlar yer alır:

  • Sıvı kaybı (Dehidrasyon): Vücut bir dehidrasyon dönemine girdiğinde sıvı kaybı ile birlikte bu elektriksel maddeleri de kaybeder. Yüksek ateş, kusma veya ishalle birlikte görülen mide ve bağırsak iltihabı (gastroenteritis) sırasında elektrolitlerin kaybedilmesi mümkündür.
  • Malabsorpsiyon sendromu: Bu bağırsaklarda emilim sürecini etkileyen patolojik bir durumdur. Bu olduğunda, yutulan elektrolitler aslında vücuda girmeyebilmektedirler.
  • Hormonal rahatsızlıklar: Diyabet ve tiroidlerde meydana gelen rahatsızlıklar vücudun iç ortamının dengesini bozan hormonal sorunlara örnektirler.
  • Kemoterapi: Kemoterapi tedavisi gören kanser hastaları elektrolit dengesizliğine karşı çok hassastırlar. Kanser tedavisinde, tedavi nedeniyle kaybedilenlerin değiştirildiğinden her zaman emin olunmalıdır.
  • İlaç tedavisi: Kemoterapiye ek olarak, mineral maddelerin kaybına neden olan ilaçlardan bazıları da vücuttaki elektrolit dengesine etki eder. Örneğin: idrar söktürücüler ve bazı kortikosteroidler.
  • Böbrek hastalıkları: Böbrekler vücudu terk eden maddelerin düzenlenmesinde rol oynamaktadırlar. Bu maddelerin vücuttan atılmasının başarısız olduğu durumda, sodyum, potasyum, kalsiyum, fosfor ve magnezyum kaybı yaşanabilir.
Bir kadın su içiyor
Vücudun elektrolit dengesini korumak için sıvı tüketimi çok önemlidir. Ancak bazı hastalıklar ve ilaçlar dengesizliğe neden olabilir.

En Sık Görülen Elektrolit Dengesizlikleri

Bazı elektrolit dengesizlikleri diğerlerinden daha yaygındır. Bazı elektrolit dengesizlikleri geçici olup kendilerini otomatik olarak düzeltebilirken, bazıları normal seviyelere dönmek için dışarıdan müdahaleye ihtiyaç duymaktadırlar.

Bu dengesizliklerin çoğu acil müdahale gerektirmez. Ancak bazıları karmaşıktır ve uzun vadede ciddi sonuçlara neden olabilirler. 

Örneğin kalsiyum ile hipokalsemi (düşük kan miktarı) kadınlar için menopoz başladığında osteoporoz riskini artırırken hiperkalsemi (yüksek miktarda kan) böbrek taşına neden olabilmektedir.

Bu da ilginizi çekebilir: Potasyum Kaynağı Yiyecekler ve Potasyumun Faydaları

Aşırı veya yetersiz sodyum, nöronal işleyişi değiştirmektedir. Düşük sodyum seviyesi ile hiponatremi ve yüksek kan sodyum değerleri olan hipernatremi sinirlilik veya kafa karışıklığına neden olmaktadır. Aşırı durumlarda bu, ani atak ve nöbetlere de neden olabilmektedir.

Vücuttaki potasyum, belki de çoğu acil duruma neden olan bir elektrolittir. Kalp kası hücreleri olan miyokardiyositler, kalp atışının olması gerektiği gibi olması için belirli potasyum değerlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Kandaki potasyum eksikliği, kalp rahatsızlığı riskine sahip ritim bozukluğu için de tetikleyicidir.

Kandaki potasyum seviyesinde artış söz konusu olduğunda, acil olmamasına rağmen, böbrek sorunlarına yol açmaması için bir uzmana görünmenizde fayda vardır. Böbrek yetmezliğinin ilk belirtisi, kan potasyumunda bir artışı içeren hiperglisemi olabilir.

Doktor steteskop ile kalbi dinliyor
Potasyum seviyeleri düşük olan hastalar ritim bozukluğu ve artimi problemleri yaşayabilir. Bu aynı zamanda başka kardiyovasküler problemleri de beraberinde getirebilir.

Elektrolit Kaynakları

Sadece günlük kayıpları gidermek için değil, aynı zamanda günlük ihtiyaçlara göre dengeli bir diyet sağlamak için de elektrolitleri nelerden aldığımızı bilmek önemlidir. 

Spor amaçlı sıvı takviyesi olarak tüketilen içeceklere ek olarak, aşağıdaki gıda maddelerinde de elektrolitler bulunmaktadır:

  • Kalsiyum: Bir çok balık olmak üzere başta sardalya, ıspanak ve bademde bulunmaktadır.
  • Fosfor: Bademin yanısıra diğer kuruyemişlerde de fosfor bulunmaktadır. Yağsız et, yumurta, peynir ve yoğurt gibi süt ürünleri de güvenilir elektrolit kaynaklarındandır.
  • Sodyum: Pancar, kereviz, zeytin ve domateste bulunmaktadır.
  • Magnezyum: Yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişin yanısıra çikolatada da bol miktarda magnezyum bulunmaktadır.
  • Potasyum: Son olarak, yeşil yapraklı sebzeler, turunçgiller, muz ve daha birçok meyve potasyum bakımından zengindir.
  • DuBose TD. Disorders of acid-base balance. In: Skorecki K, Chertow GM, Marsden PA, Taal MW, Yu ASL, eds. Brenner and Rector’s The Kidney. 10th ed. Philadelphia, PA: Elsevier; 2016:chap 17.
  • Ayus, Juan Carlos, C. Caramelo, and A. Tejedor. “Agua, electrolitos y equilibrio ácido-base.” Med. Panamericana (2007).
  • del Rosal Rabes, T., et al. “Alimentación parenteral, líquidos y electrolitos.” Protocolos de Neonatología.[aut. libro] AEP. Protocolos Diagnóstico Terapeúticos de la AEP: Neonatología (2008): 101-110.