Serebral Palsi Türleri Nelerdir?

23 Ocak, 2021
Serebral palsi türleri semptomlara, vücudun hastalıktan etkilenen bölümüne ve ciddiyetine bağlı olarak değişir. İyi bir gelişim sürecine sahip olmayan ancak yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik araştırmaların devam ettiği karmaşık bir patolojidir.

Var olan farklı serebral palsi türleri, yaklaşımlarını ve teşhisini kolaylaştıran tıbbi sınıflandırmalarla ilgilidir. Her şekilde bu, özellikle çocuksu bir görünüm vermesine rağmen bu hastalık durumunun her zaman sahip olduğu ciddiyeti ortadan kaldırmaz.

Tıbbi terminolojide, serebral palsi, hastanın beynindeki lokal hasar nedeniyle kas hareketliliğini değiştiren bir grup bozukluktur. Buna ilave olarak, bu ana çekirdekle birlikte sinir sisteminin daha değişken başka belirtileri de olabilir.

Bunu daha iyi anlamak için bu patolojinin farklı türlerini gözden geçireceğiz. Bu gruptan bazıları, hastalığa sahip kişinin edindiği duruşa göre sınıflandırılırken, diğer grup ise vücudun etkilenen bölümüne göre sınıflandırılır. Son olarak, hastalığın ilerleme ciddiyetine göre de sınıflandırılır.

Kas tonusu ve postürüne göre serebral palsi

Bu tip serebral palside, kişinin edindiği duruşlar daha sık değişir. Spazmların, istemsiz hareketlerin veya ataksilerin ortaya çıkmasında kas kasılmalarının şiddeti söz konusudur.

Serebra palsili çocuk
Serebral palsi, beyinde kas hareketliliğini etkileyen lokalize hasar bırakması nedeniyle meydana gelir.

Spastik serebral palsi

Bu, en yaygın serebral palsi türüdür. Kaslar aşırı gergin ve refleksler şiddetlidir. Hasta yürüyemez ve alt eklemlerini zorlukla sürükler, çünkü eklem oynatma yeteneğini kaybetmiştir.

Hareket halindeyken alt uzvun dizleri bükmeden diğer bacağın önünden dümdüz geçtiği makas hareketidir. Bu felç, kas kütlesinde kayba neden olur, bu yüzden bu hastalığa sahip kişilerin lifleri güç kaybetmeye meyillidir.

Bunu da okuyun: Sağlıklı Bir Beyin için Kaçınmanız Gereken Alışkanlıklar

Hipotonik serebral palsi

Spastik Serebral Palsi’nin aksine, bu form kas dokusu ile az bağlantılıdır. Lifler kasılmayı sürdüremez ve hasta güç kullanmadan uzuvlarının üstünde baskı kuramadığı için dik duramaz.

İç organlarından da öte hayati riski solunum fonksiyonları taşır. Bu tür bozukluğa sahip çocukların ve yetişkinlerin toraks sistemleri fonksiyonlarını güçlükle yerine getirir.

Atetoid (kontrol edilemeyen) serebral palsi

Bu serebral palsi çeşidi, tüm vücudun düzensiz bir şekilde hareket etmesiyle kendini gösterir. Üst ve alt uzuvlarda kas tonusu istemsiz olarak kasılır ve gevşer.

Yüzdeki semptomlar genellikle dil bölgesinde yoğunlaşır. Bir spazm oluştuğunda ifadeler de aniden değişir.

Ataksik serebral palsi

Atetoide benzer şekilde ancak daha az görülür. Düzensiz ve sarsıntılı görünen kas hareketleriyle karakterize edilir. Önceki tanımladığımız serebral palsi çeşidi en sık görülenidir. Oturur pozisyonda da ayaktayken de denge sağlamak kişiler için zordur.

Karışık serebral palsi

Karışık tip serebral palsi, daha önce tarif ettiğimiz semptomların bir kombinasyonundan farklı bir şey değildir. Bazı insanlarda farklı tiplerde görülen belirtilerin bir kombinasyonu olarak görüldüğünden, doktorlar tam olarak hangi sınıflandırmayla karşı karşıya kaldıklarını belirlemede zorluk çekerler.

Etkilenen vücut bölgesine göre beyin felci türleri

En fazla semptomu olan vücut kısmına bağlı olarak, çeşitli belirtiler ve sınıflandırmalar aşağıda belirtilecektir. Bu anlamda tipler şu şekildedir:

  • Hemipleji: Etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak vücudun sadece bir tarafında sağ veya sol semptomlar kendini göstermektedir.
  • Omurilik felci: Semptomların sadece vücudun alt kısmında kendini göstermesi durumunda, belden aşağı felç olma durumu söz konusu olur.
  • Tetrapleji: Bu durumda etkilenim geneldir. Hem kollar hem de bacaklar boyundan aşağı etkilenme vardır.
  • Dipleji: Bu, kendisini en sık çocukluk döneminde gösteren belirli bir serebral palsi çeşididir. Yetişkinlikte daha seyrek görülür. Semptomlar kas spazmı ile birlikte bacaklarda görülür.
  • Monopleji: Monopleji paralel ekstremitelerde görülmez, tek bir uzuvda veya vücudun belirli bir bölgesinde lokalizedir.
Anne ve serebral palsili çocuk
Serebral palsi tipleri etkilenen vücut bölgelerine göre de sınıflandırılır.

Şiddetine göre

Serebral palsiyi bu şekilde sınıflandırmanın nedeni, kaba motor fonksiyon sınıflandırma sisteminde (İngilizce kısaltması GMFCS olan) geniş bir şekilde açıklanan uluslararası fikir birliğine dayanmasıdır. Bu, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Avrupa’daki Serebral Palsi Gözetim Grubu arasında yapılan bir anlaşmadır.

Bu kriterlere göre şu türden bahsedebiliriz:

  • Hafif form: Bu, bazı sınırlamalara rağmen yürüyebilen bir hastadır. Benzer şekilde koltuk değneği veya tekerlekli sandalye gibi ekipman desteği olmadan hareket etmeyi başaran kişiler de burada yer almaktadır.
  • Orta varyant: Serebral palsili bu hastalar, kalkma ve oturma hareketlerini yapmak için üçüncü tarafların yardımına ihtiyaç duyar. Tekerlekli sandalye, özellikle iç mekanlarda kullanımlarında bağımsız olsalar da neredeyse her zaman mevcuttur.
  • Şiddetli serebral palsi: Hasta kafasını kendi imkanlarıyla destekleyemez durumdadır. Hastalığın en şiddetli boyutu olması nedeniyle günlük yaşamda herhangi bir eylemi gerçekleştirirken her zaman üçüncü şahısların yardımına ihtiyaç duyar.

Bunu da okuyun: Beyin Ağrıyı Algılar Mı?

Hangisi en iyi sınıflandırmadır?

Serebral palsi türlerinde en iyi sınıflandırma yoktur. Her biri, oluşturulduğu rol için belirli kriterleri karşılar. Bazı modellemeler rehabilitasyon planlamaları için daha yararlıdır ve diğerleri ise tıbbi bir yaklaşımdır.

Önemli olan, yaşam kalitesini iyileştirmek için uygun rehabilitasyon planının geliştirilmesine izin veren doğru tanıdır. Bu da fizik tedavi, psikososyal destek, destek ekipmanları ve tıbbi tedavilerle sağlanır.

  • Oskoui, Maryam, et al. “An update on the prevalence of cerebral palsy: a systematic review and meta‐analysis.” Developmental Medicine & Child Neurology 55.6 (2013): 509-519.
  • Ren, Songtao, et al. “Utilization of electromyography during selective obturator neurotomy to treat spastic cerebral palsy accompanied by scissors gait.” Journal of integrative neuroscience 18.3 (2019): 305-308.
  • Argüelles, Pilar Póo. “Parálisis cerebral infantil.” Hospital Sant Joan de Dèu (2008): 271-277.
  • Hurtado, I. Lorente. “La parálisis cerebral. Actualización del concepto, diagnóstico y tratamiento.” Pediatría integral 8 (2007): 687-98.
  • Tovar, A., and R. Gómez. “Revisión sistemática sobre el tratamiento del miembro superior en la parálisis cerebral infantil hemipléjica.” Fisioterapia 34.4 (2012): 176-185.
  • Belver, Gema Fernández. “Desarrollo de la bipedestación y la marcha en parálisis cerebral (diplejia espástica).” REDUCA (Enfermería, Fisioterapia y Podología) 8.1 (2016).
  • Celi, JM Celi, et al. “Protocolo diagnóstico del déficit motor asimétrico.” Medicine-Programa de Formación Médica Continuada Acreditado 12.78 (2019): 4644-4648.
  • Malt, Merete A., et al. “Correlation between the Gait Deviation Index and gross motor function (GMFCS level) in children with cerebral palsy.” Journal of children’s orthopaedics 10.3 (2016): 261-266.
  • de Zabarte Fernández, José Miguel Martínez, et al. “Carga del cuidador del paciente con parálisis cerebral moderada-grave:¿ influye el estado nutricional?.” Anales de Pediatría. Elsevier Doyma, 2020.