Mutluluk İle İlgili Düşünceler: Mutlu Olmak Ütopik Değil

19 Ocak, 2020
Mutlu olmak mümkün mü? Para, mutluluğun eş anlamlısı mı? İnsanları mutluluğa götüren şey nedir? Bu yazımızda, psikolog Marcelo Ceberio bu sorularımızı cevaplıyor ve mutluluk üzerine bazı düşüncelerini paylaşıyor.

Hepimizin mutlu olmaya hakkı olsa da, mutluluğun ne olduğunu, bizi nelerin mutlu ettiğini herkes bilmiyor. Mutluluk; çok saf, kişisel ve öznel bir konudur. Bu yüzden her insan mutluluğu farklı farklı tanımlar, mutluluk ile ilgili düşünceler kişiden kişiye değişir. Ama mutlu olmak ütopik değildir.

Aşağıda bu konu ile ilgili düşüncelerimizi paylaşacağız. İnsanlar mutluluğu sık sık materyal şeyler, şöhret ile karıştırır. Para kazanmak için zaman harcarız ve sonra bu parayı zamanı ve şöhreti satın almak için kullanırız ve bir de paranın mutluluğu satın aldığı gibi bir söylentiyi kabul ederiz. Bu inancın bazen korkunç sonuçlara yol açtığını söylemek zorundayız.

Mutluluk İle İlgili Düşünceler: Mutluluğu Para ile Satın Alabilir Miyiz?

Mutluluk konsepti sosyokültürel faktörlere, evrimsel döngülere, teorik bakış açılarına ve bilimsel alanlara göre değişir. Çinli filozoflardan Greko-romen filozoflara, etologlara, sinir bilimcilere ve Darwin, Ekman, Friesen, Maslow, Freud ve Seligman gibi psikologlara kadar herkes mutluluğun ne olduğunu açıklamaya çalışmıştır.

Belki de bunlardan çıkarabileceğimiz sonuç; mutluluğun, sevgi, sadakat, dürüstlük ve cömertlik gibi diğer soyut kavramlar gibi tanımlanmasının zor olduğudur. Çünkü her insan kendi tanımını tamamen öznel ve kişisel parametrelere göre oluşturur.

gülümseyen kadın

Mutluluk kavramının kökeni Latince felicitas‘tan gelmektedir, ‘bereketli’ olarak çevrilir. Bu çok doğru bir konsepttir çünkü mutluluğun farklı tanımlarını inceler ve okursanız bu konsepti her yerde bulursunuz. Başka bir deyişle, bereketlilik gelişim, büyümek, inisiyatif gibi mutlu olmaya eşdeğer şeyleri kapsar.

Mutluluk İle İlgili Düşünceler

Bu konsept, insanın tatmin olmuş, mutlu ve neşeli hissettiği bir ruh halini temsil eder. Böylelikle mutluluk zevk ve neşe ile bağlantılıdır:

  • Nöroendokrin biyolojik faktörleri de içerir.
  • Beynin limbik sistemi ile bağlantılıdır.
  • Duygusal faktörlerden etkilenir çünkü mutluluk neşe (Darwin’in 6 temel duygusundan biri) temelli bir histir.
  • Bilişsel faktörler de bu konu üzerinde etkilidir ve insanları, otomatik olumsuz düşünceleri ortadan kaldırarak ve sosyolojik faktörleri zayıflatarak olumlu düşünmeye yönlendirir.

Diğer bir yandan, yaptığınız şeylerde de ‘verimli, bereketli’ olabilirsiniz. Amaçlarınıza ulaşma sürecindeyseniz ve gerçekten ulaşırsanız mutlu hissedersiniz. Yani, verimlilik mutluluğa öncülük eder. Diğer bir deyişle, mutluluk aynı zamanda güçlü bir özgüven ve özdeğer ile ilişkilidir.

Bu yazımızı da okumalısınız: İkigai: Japonların Mutluluk Sırrını Keşfedin

Mutluluk İle İlgili Düşünceler Üzerine Bilimsel Araştırmaların Sonuçları

Mutluluk para ile satın alınmaz.” cümlesi bilimsel olarak doğrulanmıştır. Uzmanlar, paranın bir sınırı olduğunu göstermiştir. Örneğin, bir kişinin maaşının çok fazla olması depresyona bile yol açabilir. Bunu nasıl açıklayabiliriz?

Uzmanlar mutluluk üzerine 10 yıldan fazladır çalışıyor. Mutluluğun sinir bilimi açısından araştırılması üzerine lisansüstü çalışmalar vardır ve ayrıca ülkeleri mutluluk açısından bir dizi standarda göre sıralayan dünya mutluluk raporları vardır.

Elbette mutluluk; huzuru ve sağlığı hissettiren hormon olan serotonin gibi çeşitli nörotransmitterlerin ve nörohormonların bir arada olması ile de alakalıdır. Bunların eksik olması depresyona yol açabilir. Aynı zamanda, endorfinler, içsel morfinlerimiz (spor, seks ve kahkaha anlarında salgılananlar), birçok faydasının yanı sıra bizi motive eden dopamin ve anne ile ilgili durumlarda, sarılma anında ve çocuk doğururken ortaya çıkan sevgi hormonu olan oksitosin de mutluluk süreçlerine dahildir.

Mutluluk İle İlgili Düşünceler: Mutluluğun Ölçekleri

Farklı değişkenlerden etkilenen mutluluk konusunda uzmanlar aşağıdakileri tespit etmiştir:

  • Ciddi ekonomik problem yaşayan ve yoksulluk seviyesi yüksek olan ülkelerde paraya verilen değer mutluluk ile ilişkilidir.
  • Kişi başına düşen gelir düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde mutluluk, ekonomik duruma bağlı değildir. Yani bu demek oluyor ki, para mutluluk seviyesini belirleyen bir faktör olmamaktadır.

Gelişmiş ülkelerdeki yeterli gelir düzeyi insanların sığınma, gıda, eğitim, eğlence ve tatil gibi ihtiyaçlarını iyi bir şekilde karşılamalarını sağlar. Bu gelirin üstüne çıkmak, onu kazanmak için gereken yükümlülüklerin de doğru orantılı bir şekilde artması demektir. Yani, daha fazla çalışma, daha fazla vergi, mülkiyet alım-satımı, gereksiz şeylerin satın alınması vs. Bu şekilde, insanların eğlenceli şeyler yapmaya daha az vakti olur. Bu da depresyona, strese, maddenin kötüye kullanımına ve psikotropik uyuşturucuların kullanımına yol açabilir.

mutluluk İle İlgili Düşünceler

Para ve Zorlukları

Para kazanmak, daha çok zorluk yaşamak demektir. Sadece işte harcanan zaman yetmez, aynı zamanda ödenmesi gereken vergiler de vardır. Daha fazla satın aldıkça, kredi kartı ödemeleri ve giderler artar ve bunların hepsi kontrol etmesi daha zor bir hale gelir. Para kazanmak ve zorlukların ortaya çıkması başa baş giden bir konudur.

Materyal Şeyler

Kapitalist ülkelerde materyal şeyler belirgin bir hale gelmiştir. Örneğin, harika bir ev, lüks bir araba, tasarım kıyafetler… Bunların hepsi zenginliğin eş anlamlısıdır. Bunlar, statü göstermek için alınan şeylerdir. Bu da bizi şu soruyu sormaya iter: Kime onlardan daha iyi olduğunuzu ve ortalama bir insandan daha fazla paranız olduğunu göstermeniz gerekiyor?

“Mutluluk para ile satın alınmaz.” cümlesi, mutlu olmak için bir şeyler satın almak gerektiğini, paranın çok önemli olduğunu düşünenlere karşı ortaya çıkmıştır.

Başarı değişkenleri olarak sadece şöhreti, sosyal tanınırlığı, meslekleri, maddi malları, seyahat etmeyi, giyinmeyi ve sonsuz gençliği kabul ettiğimiz elitist bir toplumda yaşıyoruz ve hatta bunu biz inşa ettik.

Bağlantılar kuran, kabul edilmeyi ve gruplara dahil edilmeyi amaçlayan biyolojik olarak ilişkisel varlıklarız. Soru şudur: Hangi parametrelere göre dahil oluyoruz ve kabul görüyoruz? Eğer mutlu olmak için sadece maddi mallara odaklanıyorsanız, büyük bir hata yapmaktasınız ve doğru yoldan sapmaktasınız demektir.

Başarı “olmaktan” daha çok “öyle görünmek” haline gelmiştir. Bu yüzden, maddi mallar da başarının tanımı haline gelmiştir.

Kötü Bir Tavır

Eğer kötü bir tavra sahipseniz, kendi ruh halinizden çok, başkalarının sizin hakkında ne düşündüğünü düşünürsünüz. Ünlü psikolog Erich Fromm bu konuda “sahip olmak” ve “olmak” üzerine bir çalışma geliştirmiştir. Kendi değerinizi sahip olduğunuz şeylerle ölçmek ve buna inanmak çok hatalı bir düşüncedir.

İnsanların para kazanmak, maddi şeylere sahip olmak ve tanınırlık kazanmak için kullandıkları şey zamandır. Fakat, bu çılgın yarışta unutulan şey şudur; tek satın alamayacağımız şey, para ve mutluluğa ulaşmak için kullandığımız zamandır. Bunları yaparken kimse asla bu mutluluğa ulaşamaz çünkü kimsenin yeterli vakti yoktur ve herkes çok hızlı bir hayat ritmine sahiptir. Bu hem güzel hem çirkin bir paradokstur.

Bu düşüncelere göre, orta ve alt sınıfa mensup ailelerin, zengin ailelere göre daha mutlu bir hayat yaşadığını düşünebilirsiniz. Sosyal olarak, büyük istek uyandıran ateşleyicilerden biri arzudur. Diğer bir deyişle, herhangi bir şeyin eksikliği insanlarda arzuya sebep olur. Bu istek, proje ve planları tamamlamak için harika bir motivasyon kaynağıdır. Burada ihtiyaçtan değil, arzudan bahsediyoruz.

Biyolojik İhtiyaçlar

Bazı yazarlar ihtiyacı biyolojik açıdan (örneğin, susadığınız için su içmek) konuşsa da, daha fakir olanların en muhtaç olanlar olduğu hala doğrudur. Onlar, iş, yiyecek, sağlık ve eğitim konularında arzu hissetmekten daha ziyade ihtiyaç halindedir. Bu yine de onların arzu hissetmedikleri anlamına gelmez.

Orta sınıfa(temel olarak orta ve alt-orta sınıf aileler) mensup insanlar kısa dönemlerde en çok arzu hissedenlerdir. Örneğin, arabalarını daha yeni veya daha az km yapmış bir araçla değiştirmek isterler. Evlerini boyamak, kira ödemekten kurtulma fikriyle kendi evini almak için kredi çekmek onların endişeleri arasındadır. Bunlar çok gösterişli amaçlar olmasalar da, bu sosyal sınıflar için büyüktürler. Daha yüksek sosyal sınıfa mensup kişiler bu tip amaçlara değer vermezler.

araba ile yolda bir çift

Şöhret, Güzellik ve Para, Kötü Bir Kader

Gördüğünüz gibi, mutluluk tamamen öznel bir konudur. Her toplum, her toplumun farklı tabakası, farklı aileler ve her ailedeki her bir birey kendi mutluluk konseptini oluşturur.

Sosyal sınıf yükseldikçe elitizm de yükselir, bunların sonucu olarak da bayağılık yükselir. Ekonomik güç arzuyu baskılar. İnsanlar bu şekilde amaçlarını yitirirler. Bunun sebebi, elde etmek için bir motivasyonları olmamasıdır. Ek olarak, esas olarak dikkat ettikleri şey; kişisel değerlerini gölgeleyerek çevreleri tarafından bilinmek, tanınmaktır.

“Şık” çevrelerde, insanlar konuşulmayan bir rekabet yaratırlar. Daha yüksek alım gücünüz olduğunu göstermeye çalıştığınız bu “rekabet” en iyi malikane kimin veya en iyi araba kimin gibi yarışlara sebep olur.

Hollywood

Bu konuda iyi bir örnek; şöhreti, güzelliği ve serveti elde etmiş, ünlü ve milyoner olduktan sonra oluşan bağımlılıkları veya şiddetli depresyonları için tedavi edilen Hollywood yıldızlarıdır. Bunlar, milyoner olup da hayatlarını başka şekillerde zenginleştirmediklerinden olur. Çok fazla para kazanırlar fakat duygusal dünyaları ile o kadar ilgilenmezler.

Mutluluk üzerine yürütülen en uzun çalışma (80 yıl) Harvard Üniversitesi tarafından yapılmıştır ve bunu göstermektedir. Bunu yürütmek için uzmanlar 3000 kişiyi araştırmış ve hayatları boyunca takip etmiştir. Ulaştıkları sonuç ise; gerçek mutluluğun ebeveynler, eş, çocuklar ve arkadaşlar ile kurulan duygusal bağlarda olduğunu göstermiştir, parada değil.

Bu yazımızı da keşfedin: Sizi Mutlu Olmaktan Alıkoyan Toksik Duygular

Eğer şöhret ve paraya çok odaklanırsanız, ister istemez duygusal dünyanızı göz ardı edersiniz. Bunun sebebi, mutluluk ile arasında olan ilişkiyi ve sahip olması gereken değeri kaybetmesidir. Ayrıca, şans, şöhret, güzellik konularında en tepede olursanız, arzu edeceğiniz başka ne kalır?

Sonuçlar

Arzu ve üretim bir motivasyon yaratır ve eksikliğini çektiğiniz bir şey üzerine istek duyarsınız. Yani mantıklı olarak, eğer hiçbir eksiğiniz yoksa isteğinizi kaybedersiniz, isteğini kaybeden kişi de varlığını sorgulamaya başlar. Bu da korkunç sonuçlara yol açabilir.

Bu sonuçlar; bağımlılık, depresyon ve hatta intihar bile olabilir. Bu insanlar hiçbir şey istemediklerini düşünürler çünkü hiçbir eksiklikleri olmadığına inanırlar. Fakat gerçekten eksikliğini çektikleri şey sevgidir. Lüks ve başarı konusunda bir eksiklik yaşamasalar da, gerçek bir arkadaşlığın, eşin veya ailenin hissettireceği gerçek sevgiden yoksundurlar.

Burada yalnızdırlar, terk edilmiş ve gerçek sevgiyi marjinalleştirmişlerdir. Bunun tek sebebi, sadece tanınırlığa önem vermeleridir. Sonuç olarak, bayağı ve kendilerine odaklı bir sevgi oluştururlar, derin ve koşulsuz değildir.

Elitist Teoriler ve Kitaplar

Zengin Baba, Fakir Baba veya Sır gibi, hayattaki ana hedefin milyoner olmak gerektiğini öne süren kitaplar, teorileri elitizme dayandığı için en çok satan kitaplardır.

Bu kitaplar, paranın mutluluk, tanınma ve sosyal statü ile eşanlamlı olduğu bir ideolojiye odaklanmıştır. Başka bir deyişle, insanların sıradan hayallerini gerçekleştirmek için yönlendirilen eylemleri sınırlamaya çalışırlar. Yazarlarının eylemleriyle tutarlı olmadıklarını söyleyemeyiz. Çünkü bu kitaplar, milyonlarca satmaları nedeniyle onları zenginleştirmiştir. Böylece hayatları değişmiş ve ünlü olmuşlardır.

Kendi gelişimimde, şöhrete karşı olmadığımı, şöhretin kötüye kullanımına karşı olduğumu açıklığa kavuşturmalıyım. İnsanlar tanınmayı sever. Fakat şöhrete bağımlı olmak ve onu hayatın amacı haline getirmek başka bir şeydir. Bu çok kötü bir amaçtır.

Mutlu olmak bunun ötesindedir. Bir hayat felsefesidir. Zor zamanların yanı sıra güzel zamanlar olduğunu da bilmektir. Sizi seven ve güvenebileceğiniz insanlar olduğunu bilmektir. İnsanlar sevginin mutluluğun bir parçası olduğunu anlamalılar.